The Revenant (Diriliş) İncelemesi

The Revenant (Diriliş) İncelemesi

Amores Perros (Paramparça ‘Aşklar-Köpekler’) ve Birdman gibi unutulmaz filmlerin de yönetmeni olan Alejandro G.Iñárritu bu sefer The Revenant (Diriliş) filmi ile karşımıza geliyor. Üstelik bu eser sonunda Leonardo Di Caprio’ya oyunculuğuyla o meşhur Oscar’ını da kazandırıyor.

revenant 2

19.Yüzyıl Amerika sınırı, senelerden 1823. Kahramanımız Glass Amerika’nın uçsuz ve bucaksız ormanlarında geçimini sağlamak için hayvan postu işi ile uğraşan bir grupla beraber ava çıkar. Bu ekibin şanssızlığı ise vahşi hayvanların yanı sıra bu araziyi bir tarafta Fransız askerler diğer tarafta ise Arikara isimli kızılderili kabilesinin de paylaşmasıdır.

Şahsen siz de benim gibi bir filmden etkilenmek için o filmin “henüz başlangıcında” heyecan arayanlardansanız eğer, tam da size göre bir başlangıç bu film de sizi bekliyor.

Kahramanımız Glass başına gelen korkunç bir ayı saldırısından sonra fiziki acısıyla mücadele edip hayata tutunmaya çalışırken bir hainliğe uğrar ve bu acıya bir de manevi acı eklenir. Fakat filmin kapak sözü tam da burada karşımıza çıkar “Kan kaybet, hayatı bul.”

revenant 3

Filmi parça parça ele almak gerekirse oldukça hareketli bir başlangıçtan bir süre sonra biraz daha durulup senaryonun akışına kendinizi bıraktığınızı hissedeceksiniz. Filmin son bölümlerinde ise yaşayacağınız gerilim ile durağan gözüken sahnelerinin bile aslında ne kadar akıcı bir şekilde ilerlediğini göreceksiniz. Film bittiğindeyse gerçekten 2 buçuk saatin nasıl geçtiği anlaşılmıyor.

Özellikle bu filmin makyaj ekibinin inanılmaz işler çıkardığına da değinmeden edemeyeceğim. Bazı yaralanma görüntülerinde kendinizi kötü hissedeceğinize eminim.

Filmi izlerken cefanın, vefanın, acının, intikam hissinin, gücün tam anlamıyla karşılıklarını göreceksiniz. Filmin eksileri olarak ise benim gibi siz de filmlerde bol mekan görmek isteyenlerdenseniz eğer bu film de aradığınızı bulamazsınız. Çünkü filmin tamamı dağlık ve ormanlık bir arazi üzerinde çekilmiş. Ve tabi bazı görüntüler özellikle hayvanseverlerin canını acıtabilir. Aslında bu konuda da yönetmen Iñárritu doğanın tek düşmanının insanoğlu olduğunu açıkça gözler önüne sermiş. Ve Arikara liderinin bir Fransız askerine “herşeyimizi çaldınız” demesi o günlerde yaşanan Kızılderili katliamını da açık bir şekilde dile getiriyor.

Söz etmeden geçemeyeceğim bir diğer husus ise Di Caprio’nun gerçekten inanılmaz bir oyunculuk sergileyişi. Filmin bazı yerlerinde onun ile beraber adeta fiziki acıyı kendi vücudunuzda hissedeceksiniz. Zaten bu performans ona Oscar’ı getiren muhteşem performans.

Hugh Glass isimli yaşanmış bir efsaneyi beyaz perdeye taşıyan unutulmaz bir eser. Gerçekten böyle bir diriliş söz konusu olabilir mi ? Buna da kararı siz verin.

Ayrıca Hugh Glass’ın kim olduğunu merak edenler için : https://tr.wikipedia.org/wiki/Hugh_Glass

“Nefes aldığın sürece, mücadele etmeye devam et”

İyi Seyirler

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*