Modern Times İncelemesi

Modern Times İncelemesi

Eğer iletişim fakültesi öğrencisiyseniz bu filmi kesinlikle izlemişsinizdir. Filmin geneline baktığımızda sıkıcı gibi gelse de akıcı senaryosu ile izleyeni kendisine bağlıyor. Zamanın şartları göz önüne alındığında kurgusal ve teknik açıdan da sınıfı geçti.

İzleyenlerin bu filmi sevme nedenlerinden en dikkat çekicisi, güzel bir sistem eleştirisi olmasıdır. Benim de bu filmi sevme nedenlerimin en başında bu var, belki de tek neden! Açık konuşmak gerekirse içinde bu sistem eleştirisini barındırmasa çoğumuzun bu filmden haberi bile olmayacaktı!

modern times 2

Modern Zamanlar‘ın ilk sahnesinde sürü halinde çıkan domuzlar, içinde bulunduğumuz kapitalist düzeni kısaca özetliyor. Hiçbir şeyden haberimiz olmadan, kocaman bir sürü halinde oradan oraya koşturarak bize verilen işleri ve emirleri yerine getiriyoruz. Burada kimseyi suçlamıyorum emin olun siz de, ben de bu sürünün içine girmek için sıra bekliyoruz. Elbette içinde bulunduğumuz bu sistemi değiştirmek bizim elimizde fakat bu çalışan bir sürüden daha fazlasını gerektiriyor…

Filme geri dönecek olursak en can alıcı sahnelerinden birisi, Chaplin’in çok hızlı çalışan sisteme ayak uyduramayıp makinanın içine düşmesidir. Orada her bir dişli aslında bir insanı yani çalışanı simgeliyor. Başında bir vardiya amiri seni robot gibi yönetiyor. Makinanın içindeyken sistemi tersine çevirerek Chaplin’i oradan çıkartıyor. Bu sahne modern zamanı özetler niteliktedir. En başta bir tane ‘’Big Brother’’ onun altında emir verdiği müdürler, onun altında amirler diye emir komuta zincirinde sistem tıkır tıkır işliyor. Robotların bile bozulup hasar gördüğü bu dünyada iş verenler kusursuz insanlar arıyor! Öyle ki çalışanların tuvalette bile rahat davranmaya hakkı yok. Yahu orası benim mahremim sen niye karışıyorsun benim mahremime? Karışır! Bu sistem yatak odana girip senin hayatının her noktasına karışır.

modern tımes 3

Sistem artık o kadar çok hızlı çalışmaya başlamıştır ki makina niyetine kullanılan insanlar da error vermeye başlar. Robotların sisteminin yandığı bu dünyada insanların da haliyle beyni yanıyor. Chaplin’de artık beyni yakanlar kervanına katılır ve hastanenin yolunu tutar.

Hastanede belli bir süre geçirdikten sonra normal yaşama geri dönüş evresi başlar. Fakat dışarıda her şey değişmiş durumdadır. Sanayi devrimi feodal yapıyı artık tamamen yıkmıştır ve yerine enformasyon yani bilgi çağı başlamıştır. Artık insanlar özgürlük ve grev gibi kavramlarla tanışmaya başlamıştır, haklarının olduğunu ve bunu korumayı öğrenmiştir. Garip Chaplin ise bunlardan habersiz bu kavramların ortasına düşmüştür. Tabi ki de hapsi boylar. İnsanların hak ve özgürlüklerini tanımlı yasalara göre koruma hakkına teşebbüs bence özgürlüğe tecavüzdür. Bağlı olduğumuz bu modern yapı nedense bize verilmiş hakkı kullanmamızı istemez.

Film içinde dikkat çeken unsurlardan biri de herkesin modern bir yaşamı var. Arkadaş açsın evin başına yıkılıyor fakat modern yaşamdan hiç kopmamışsın! Giyim kuşam da janti! Bu bana günümüz toplumunda ürün fetişlerini anımsatıyor. Aile yoksul geçinebileceği sınırlı bir gelire sahip fakat her bireyde son model telefonlar, güzel giyim kuşam, içinde oturduğun güzel bir ev. Sistem bize bunu da sağlıyor. Filmin anlatmak istediği noktalardan biri de bu. Senin sahip olduğun maddi gelirin tamamı bu sistemin elinde! Tamamen sayısal verilerin kölesi durumundayız. Benim 2 liralık maaşıma karşılık banka bana 5 liralık kart vererek bu rayında sistemin bir dişlisi yapıyor.

modern times 4

Dışarıda işsizlik, açlık kol geziyor. Hal böyle olunca tutuklu grev lideri Chaplin’e af çıkmasına rağmen içeride kalma talebinde bulunuyor. E ne yapacak ki dışarıda? İçeride keyifler iyi, rahatı on numara kim böyle bir fırsat varken dışarıda açlık ve işsizlikle uğraşmak ister ki? Bu mantıkla düşünen binlerce insan var ve gerçekten içeri girmek için can atarlar. Etik anlamda kötü bir şey yapıyor belki ama kendi yaşamını sürdürmesi açısından da iyi bir hamle olabilir. En azından böyle düşünen birey için tamamen mantıklı bir hareket bu olur. Yapan da var biliyorum.

İşin kısası bu film içinde bulunduğumuz yapının birebir karşılığını yansıtıyor. Benzetmesi ne kadar kötü ve iğrenç olsa da hepimiz o sürü halindeki hayvanların birer üyesiyiz. Zamanında dendiği gibi dünyadaki bütün işçiler birleşseydi ne olurdu acaba? Biliyorum ütopya gibi geliyor ama insan düşünmeden de edemiyor işte. Sallayın düşünün ve hayal edin, ‘’Zincirlerimizden başka neyimiz kaldı ki kaybedecek.’’

Yorumlar
  • 1 Yorum
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*