Suicide Squad İncelemesi

Suicide Squad İncelemesi

Tam da “The Lobster” filmini izlemiş yazısını yazıyorken bir de mesaj gördüm ki “Suicide Squad incelemesi yazar mısın?” Zaten D.C’yi ezelden beri sevmeyen ve Batman vs. Superman filmine verdiğim şansın karşılığını alamamış biri olarak oturdum düşündüm ister miyim diye. Ancak herkes ikinci bir şansı hak eder. Ben de insafa gelip “The Lobster” incelememi (yazar burada bir sonraki yazının sinyalini veriyor, kaming ap nekst) yarıda bırakıp içeriğinden ziyade herkesin “ya Harley Quinn diye çok çekici bir karakter var” diye bahsettiği uzun süredir beklenen “Suicide Squad” filmini izlemeye koyuldum.

Hollywood film sektörü artık iyilerden oluşan, temiz yüzlü, akça pakça yüzlerden bıkmış olacak ki bu aralar kötüleri bir araya getiren yapımlara imza atıyor ve bu da gayet heyecan verici bir fikir. Suicide Squad da işte tam bu fikirle D.C evreninin kötü karakterlerinden meydana geliyor. Peki kime karşı savaşacaklar?

suicide squad

Filmin ilk bölümünde grubu oluşturacak elemanları ve bunların iyi kahramanlar tarafından nasıl paketlendiğini izliyoruz. Konu yine Batman vs. Superman filmindeki mantığa bir hayli benziyor. Superman iyi çıktı ya bir sonraki Superman kötü çıkar da bize saldırırsa? Sanırım bundan sonra izleyeceğimiz senaryolar da Batman iyi çıktı ya sonrasındaki kötü olursa, ya Suicide Squad ilerde yoldan çıkarsa gibi ilkelere dayanacak. Peki bu adamları nasıl ikna edeceğiz? İkna falan yok nasılsa teknoloji var boyunlarına bomba koyarız mecbur kalırlar.

Ekibin üyeleri aşağıdaki gibidir:

Will Smith’in canlandırdığı asla ıskalamayan, keskin nişancı Deadshot. Her ne kadar Will Smith’i yedek Nick Fury olarak kafamda düşünüyor idiysem de D.C erken davranıp kapmış. Bir süper kahramana çok oturduğunu düşünmesem de sonuçta Will Smith yani.

Margot Robbie’nin adeta biçilmiş kaftan olduğu çekiciliğin ayrı ruh hastası rolünün ayrı hakkını verdiği Harley Quinn. Filmin aldığı ve alacağı puanların %50’si ona aittir diyebilirim. Bu hasta ruhlu kahramanımız da Joker’in yâri olup tipik bir adrenalin bağımlısıdır, patlamadır, adam dövmedir, silahla vurmadır hepsine bayılır.

harley

Jared Leto’lu Joker. Umarım burada Joker’i tanıtmamı beklemiyorsunuzdur. Bir sonraki karaktere geçiyorum.

Captain Boomerang. Adından da anlaşıldığı gibi (yalnız ne kadar vasat bir isim yahu) boomerang fırlatıcı abimiz. Filmde daha ziyade kesici aletler falan fırlatıyor. Elektronik ekipmanları da var yer yer kamera attığı da oluyor.

Dermatolojik rahatsızlıkları bulunan, boylu boslu, pullu, yürüyen komodo ejderi “Killer Croc”. Bir başka hayran olunası isim yaratıcılığı. Krokodiller yeterince zaten öldürücü değilmiş gibi başına bir de ekstra “Killer” koymuşlar.

Kendi başka yerde yüreği başka yerde, koca yürekli kadın, adeta uzaktan kumanda gibi açılıp kapatılabilen büyücü, kötü karakter “Enchantress”. İnsanları onlara hep hayallerini kurdukları anları göstererek etkisi altına alabilen büyücümüz.

Gördükten hemen bir iki sahne sonra harcanmak üzere filme dahil edilmiş, aklıma hemen müzik grubunu getiren “Slipknot” isimli kötü karakter.

slipknot

Sakinliğini korumaya çalışan kesinlikle tersi pis, cehennemden çıkan çılgın Latin, “Diablo”.

fıre

E Japon dendi mi akla ilk katana gelir o zaman karakterimizin ismi de Katana olsun diyerek oluşturulan hiç açıklamaya gerek bırakmayacak “Katana” isimli karakter.

Hepsini hizada tutmak için görevlendirilmiş takım lideri Rick Flag ve Nick Fury’nin kadın versiyonu Project Task Force X’in fikir anası Amanda Waller.

Gelelim inceleme kısmımıza.(!!!SPOILER!!!) Deadshot, Harley Quinn ve Joker dışında karakterlerin çoğunun çizgi romandaki kostümlerinden eser yok. Daha ziyade tozlu sivil kıyafetler tercih edilmiş. Herhalde bu yıl onlar moda. Özellikle belirtmeliyim ki Joker de Batman filmlerindeki Joker değil. Pee hey nerede o eski Joker’ler. Jared Leto’yu sırf ses getirsin diye seçmişler ve zerre gitmemiş karaktere. Allah’tan çok rolü yok da Harley Quinn olayı götürüyor. Ayrıca söylemeliyim ki Joker ile Harley Quinn’in lüzumsuz ve temelsiz bir çılgınlıkları var. Hadi Joker kötü çocukluk geçirmiş, ağzını kulaklarına vardırmışlar. Sen eğitimli koskoca psikolog olmuş insansın hiç yakışıyor mu? Hadi kıyafetinin esprisini anladık ama beyzbol sopasından daha yaratıcı bir silah bulunabilirdi. Bir de “Enchantress” in ona gösterdiği hayal sahnesi var. O kadar Harley Quinn o kadar çılgın ama yine de işte içindeki annelik duygusu gitmemiş, demek ki hayali evleneyim de evimin kadını olayım Joker de sihortalı (burada kazayla yanlış tuşa bastım sonra sevdim bıraktım) bir işe girsin çalışsın falanmış.

joker

Deadshot ise görsel olarak iyi dizayn edilmiş maskesi haricinde karizmatik bir karakter lâkin D.C’nin “aşırı güçlülük” hatasının bir başka kurbanı. Zira hepsi dövüşürken, hiç ıskalamayan Deadshot onlarca düşmanı tek başına kafadan vurarak öldürüyor. Neredeyse diğerlerine bir ihtiyaç bırakmıyor. Ayrıca filmin başında karakteri tanıtma maksatlı çekilen suikast sahnesi de gayet yavan bir sahne. Kurşun demiri delip mi geçiyor demirden sekip mi vuruyor, sekip vuruyorsa arkasında adam varken nasıl vuruyor pek çözemedim.

deadshot

Slipknot karakteri de sırf seyirci “yahu boyunlarına bomba koyduk dediler biri patlasaydı da göreydik hiç gerçekçi değil” demesin diye filme dahil edilen mini karakter. Gördükten sonra ikinci sahnesinde Captain Boomerang’ın kanına girmesi yüzünden patlayarak ölüyor. Diğer karakterler de pek farklı değil. Bir ekip kuracak kadar karakter bulamayınca “o kadar ismine Squad demişiz bir iki kişi daha olsun “mantığıyla Captain Boomerang, Diablo, Katana ve Killer Croc da gruba dahil edilmiş.

Ancak D.C gelen eleştirileri ciddiye almış olacak ki bu filminde biraz olsun kasıntılıktan uzaklaşmış. Yani Batman vs. Superman aksine “0” espri söz konusu değil. Her ne kadar şirin görünmek adına Harley Quinn’in ölü yaratığa yerdeyken bile vurma sahnesi yapmacık olsa da en azından bir deneme var, bir çaba söz konusu.

Her ekipte olduğu gibi bu ekibe de güvenilir bir lider gerekiyor. Peki kim bu isim? Rick Flag. Peki bir lider midir? Tabii ki hayır. Sürekli yaratıklar tarafından paketlenen ve küçük enişte misali “Bırakın beni, tutmayın beni” diye bağırıp sonrasında da hakir gördüğü kahramanlar tarafından kurtarılan bir lider. Bu kadar tehlikeli bir ekip kuruyorsunuz, hepsi öldürme konusunda usta ancak takım lideri tam bir avara kasnak, bir lüks tüketim ürünü, yumurtanın sıradan diş macunuyla fırçalanmış tarafı misali gereksiz, işe yaramaz, “olsa da olur” ile “olmasa daha iyi olur” arası bir karakter.

Takımı oluşturma fikrini ortaya atan Amanda Waller ise sözde bunu Amerikanın iyiliği için yaptığını söyleyen ancak yeri geldiğine kendi adamlarını dahi tek tek vurabilen ve çok da bir numarası olmayan devrik lider kılıklı bir tip. Ekip kötülerden seçilip ilerde oluşacak kötülüklere karşı savaşmak için yine hattı zatında kötü olan kişiler tarafından oluşturuluyor. Takım daha bir araya gelemeden, takımın üyesi olması beklenen Enchantress kontrol edilemeyince kaçıyor (çünkü kendisine veya uzaktaki kalbine uzaktan kumandalı bomba yerleştirmeyi unutmuşlar) ve seyrediyoruz gümbürtüyü. Bunun sonu ne olacak derken bir taraftan da Joker, Harley’in peşine düşüp o da ayrı bir terör estiriyor. İzlerken nerede bu devlet, nerede bu güvenlik güçleri demekten kendinizi alamıyorsunuz.

captaın

Son olarak filmin final sahnesi de Batman vs. Superman’i aratmıyor. O kadar kavga dövüş sonra Enchantress “aah yeter ama yoruldum” der gibi birden tüm silahlarını elinden alıyor. Onca savaşta zarar veremeyen Harley Quinn’in final sahnesinde “qandırdım” misali kalbini sökmesi. D.C’nin acilen konu bağlama konusunda bir uzmana danışması lâzım.

Filmin şu anki IMDB puanı 6.9 ancak film gösterimden kalkana kadar 6.5’i görür. Vakti zamanında Batman vs. Superman’e de 4.2 verdiğimden ve en azından ona göre daha izlenebilir bir film olduğundan puanım 5.6.

Onun da bir 3.5 – 4 puanı Harley Quinn, geri kalanı yine işte ışıkçılar ve set ekibi vs.

Semih İspir
Semih İspir Sinemecra Yazarı
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*