Interiors – 1978 İncelemesi

Interiors – 1978 İncelemesi

Arthur  (E.G. Marshall) ve Eve ( Geraldine Page) , 60 lı yaşlarında bir çifttir. Üç kızları vardır.

Arthur başarılı ve zengin bir avukattır. Eve hayatını Arthur’ a adamış, fedakar bir eş ve iyi bir annedir. Arthur’un tüm başarılarında ,son derece disiplinli ve katı kuralları olan Eve’in rolü büyüktür. Aile , çoğu Woody Allen filminde olduğu gibi , New York’ta yaşamaktadır.

interiors 2

Long Island’da okyanus kenarı evlerinde ; her sabah yapılan sıradan bir kahvaltıda, Arthur bir konuşma yaparak, ayrılmak istediğini söyler. Hikaye başlar.

Hayatını kocasına adayan Eve , Arthur’un bu kararına inanamamıştır. Onun ,dinlenmek istediğini düşünüp ,bir gün geri geleceği umuduyla yaşamaya başlar. Bir süre sonra hastalanır ve annelerinin sorumluluğu üç kız kardeşe geçmiştir.

Hikaye bize , başka bir Woody Allen filmi olan Hannah and Her Sister  ‘ı hatırlatıyor. Aslında Interiors karakterler ve teknik bakımdan, bir Woody Allen filminden çok uzak. İzlerken daha ilk shotlarda Ingmar Bergman filmi izlediğinizi sanabilirsiniz. Zaten filmlerinde “kadından yana tavır” koymayı her iki ustada da görebilirsiniz.

interiors 4

Woody Allen’ın tüm filmlerinde olduğu gibi bu filminde de karakterlerinin tutum ve davranışlarının nedenlerini bize bizzat kendileri anlatırlar. Woody Allen karakterleriyle yapılan bu sohbet her zaman hoşuma gitmiştir. Aslen hepimizi hissettiği ilkel duyguları dile getirecek kadar cesur kahramanlar bulursunuz bu filmlerde. Allen , bu samimiyete rağmen yine de gizemini ve sürükleyiciliğini korumayı başarır.

Tekrar Interiors’a dönersek, size biraz karakterlerden bahsetmek istiyorum. Aile varlıklıdır. Ailenin tüm üyeleri sanatla ilgilidir. Büyük kız Renata (Diane Keaton)  başarılı bir yazardır. Burada Hannah aklımıza geliyor, o da evin en büyük kızı ve en başarılı olanıydı hatırlarsınız. Ortanca kardeş Joey yaratıcı olduğuna inanıyor,fakat kararsızlıkları yüzünden bir türlü dikiş tutturamıyor; yine burada Hannah’ın kız kardeşi  April’i hatırlıyoruz.

Usta yönetmenin çoğu filmi New York’ta geçer. Ben Manhattan’ı Woody Allen’ın gözünden izlemeye bayılırım. Kalabalık caddeler, parkta koşan insanlar, devasa sahaflar ve bu şehirle ahenk içinde jazz müziği…Hannah and Her Sisters’da uzun Manhattan sokaklarında Bebop eşliğinde bir tur attımıştı izleyenlere ki ,ben hiç unutamam o sahneyi.  Dostoyevski’nin St. Petersburgu varsa, Allen’ın da Manhattan’ı var. Interiors’ da da  New York’un kaymak tabakasının yaşadığı Long Island’ı izliyoruz. Kullanılan renkler oldukça koyu. Yönetmen “alın size bu şehrin öteki yüzü “ diyor sanki.

interiors 3

Film Allen’ın alışıldık komedi öğelerini barındırmıyor. İç hesaplaşmalar bu kez çok daha dramatik. Dedik ya klasik bir Allen filmi izlemeyeceksiniz diye. Kim bilir belki de , Allen bu filmi Bergman’a bir saygı niteliğinde çekmiştir. Zaten kendisi de hiçbir zaman Ingmar Bergman’a olan hayranlığını gizlememiştir.

Hannah and Her Sister’dan neden bu kadar bahsettiğimi merak ederseniz söyleyeyim; bu iki filmi arka arkaya izlemiştim. Aralarında 12 yıl fark var. Kişisel kanaatim, Woody Allen , Hannah and Her sisters’ı çekerken çok eğlenmiş ve seyircinin eğlendiğini de fark etmiş ;demiş ki “aynı kişilikleri başka bir hayatta da görün”

Biz de Allen karakterleriyle , Bergman tarzında bir filmin görmenin keyfini yaşamış olduk.  Allen hayranları tarafından film pek beğenilmedi. Aslında bu film için en güzel yorumu John Waters yapmış “eğer bu filmi İsveçli bir yönetmen çekseydi, tüm dünyada kabul görürdü.”

Tüm Yorumlar0