Yolsuzlar Çetesi İncelemesi

Yolsuzlar Çetesi İncelemesi

Evet arkadaşlar ilk defa bir Türk filmini inceleyeceğim. Sanırım beni heyecanlı sandınız. Hayalleriniz suya düştü, tahmininiz error verdi maalesef. Gram heyecan taşımıyorum.Çünkü yabancı filmleri incelemek daha güzel geliyor.Ayrıca yazı yazarken de hiç heyecanlanmam ama hevesli bir şekilde yazarım. Yolsuzlar Çetesi filmini seçme nedenim de galasına gittim bu filmin. Yoksa bilirsiniz ben Türk komedilerini hiç sevmem. Çünkü yapılamıyor, zorlamayın yani olmuyor. Bırakın  başkası yapsın.Gerçi orta derecelere asla bir lafım yok.

Yolsuzlar Çetesi filmi size anlatıyorum. Biliyorum ki çok merak ediyorsunuz. Ağzınız açık beni dinliyorsunuz şuan biliyorum. Eğer soğan yediyseniz ağzınızı kapatmanız daha makbul olur diye düşünüyorum. Bu film borç havuzunda ölürcesine kulaç atan iki dostun hikayesidir. Bu iki dost yolda saat soran birine bile borçlu olacak tiplerdendir. Eh tabii yanlış kayaya bodozlama da girmişlerdir. Mafyaya  da bulaşmışlardır. Bu mafya adam hem iyilik yapan hem de saman altından Panama  kanalını kuran bir karakterdir.Bu mafyadaki borçlarını sürekli erteletirler. Ama bu erteletmeden mafya hoşnut olmaz. Bu hoşnutsuzluk başına bela açılması için normal bir sebep.

yolsuzlar-cetesi-3 Mafya bey abi bunlara bir dükkan açmıştır. Bu dükkanın işleri kesattır.Liseli bir çocuğun teklifiyle beraber orası Fatih Belediyesi iftar çadırı gibi kalabalıklaşır.İşler yüzünü güldürse de bu ikilinin, mafyanın hoşuna gitmez bir durum. Dükkanı gece bir güzel cehennem ateşiyle yakar. Tabi bu dükkan yangını sadece iş kaybı vermez. Çünkü  Fatih  Artman’ın canlandırdığı karakterin yıllardır kıyıda köşede oynaştığı bir sevgilisi vardır. Yıllardır kızı kaçırmak ister. Kaçırma gecesi hep başına iş gelir. Bu yangın meselesi de aşkın makasla kesildiği dönüm noktasıdır. Artık borçlarını da ödemeleri için çok sıkışırlar. Cenazede ağlayanların toplandığı yere giderler. Burada da iyi para alırlar. Fakat borçlarını ödemeye yeterli değildir. Mafya da artık iyi davranmaz. Sıkışmışlardır köşeye. Ayrıca ailevi sorunları da cabası. Hadi keyfini çıkaralım melodramın.Gerisini ben anlatmayayım siz izleyin.

Senaryonun akıcılığı konusundaki merakınızı hissediyorum. Sizi merakta bırakmadan söyleyeyim. Yolsuzlar Çetesi filminin akıcılığından pek emin değilim. Çünkü sahneleri  kuvvetli değil. Sürekli dağılıyor. Meseleler aslında tek bir yere çıksa da trafikten yan yollara sapılıyor ve bu yollarda çevirme olduğundan dolayı karışıyor ortam. Bu filmdeki sahnelerin çoğunun küfür içermesi beni oldukça rahatsız etti. Benim hiç sevmediğim bir yöntemdir: Küfürle güldürmek.Ki bu durum  bir sürü Türk filminde bulunmakta.Bu konuda yalnız değiller.

yolsuzlar-cetesi-4

Bana hiç mi gülmediğin sahne olmadı canısılottem dediğinizi duyabiliyorum. Tabii güldüm ama küfürlere değil. Karakteristik özellikler beni daha çok güldürdü.Küfürsüz de aslında bu film daha da güzelleşebilirdi diyebilirim. Yolsuzlar çetesi filminin hikayesinde,senaryosunda birçok sorun olduğunu görüyorum. Bu filmi bir fizik tedavi ile düzeltebiliriz. Ameliyat etmeye gerek yok. Karakter incelemelerinde sorunlar var ama karakteristik özelliklerin sivri kısımları gayet net belli oluyor. Bu konuda tebrik ediyorum. Fakat küfürler kaldırılsa güzel olurdu. Ayrıca  söyleyerek değil de eylemlerle yapılabilecek oldukça çok sahne vardı.Yani filmde ne yapacağını birine söylemeye gerek yok. Git yap biz zaten anlarız. Anlaştık mı? Anlaştık.İkincisi için size yardım edeceğim tamam. Karakterlerin tekli konuşmalarının  gereksiz olduğunu düşünüyorum. Ya sen drama dizisi değilsin, aksiyon komedi olmaya çalışan bir filmsin. Bari aksiyon komedi filmi olmaya çalış,bırak bu dramatik dizi özelliklerini.

Bu filmin devamı bence olacak. Çünkü bunun  mesajını verdiler. Mesajını vermeseler de  ben serisinin olacağını tahmin ederdim.Çünkü  Türk komedisi  serilerini yapmadan asla bırakmaz. Yapmasalar sanki daha güzel olurdu.

Gel gelelim oyuncuların performanslarına. Beni burada indirebilirsiniz taksici bey? Ne kadar yazdı diyince bu seferlik benden olsun cevabını alabildiğim kısma geldim. Usta isimlerin olması çok hoş. Çünkü onların karakteristik özellikleri başrollerden daha da kuvvetli oluyor. Başrollerin de hakkını yemem. Ama filmin içindeki birçok isim Türklerin küfürle güldürü yapan komedi filmlerinin vazgeçilmez isimleri. Bu kişileri hep aynı karakterde bir sürü filmde görebiliriz. Pascal Nouma’nın duygusal mafya Süleyman rolü hoşuma gitti. Ben bu filmde en çok köpeğin oyunculuğunu beğendim. Bütün ödülleri ona verin derim ben.Ben öyle yapardım. Babaannne karakteri ve Mesut Can Tomay’ın oynadığı rol de çok hoşuma gitti.Beni güldüren başroller değil yan karakterler oldu. Bu filmin başrolleri bu filmi ayakta tutan karakterler olamadılar diye düşünüyorum.Düşünüyorum öyleyse varım. Selam Descartes nasılsın?Yönetmenin cast,mekan, dekor vs her elementi bu filmi tam olarak bir film yapmış diyebilirim. Mekanlar, aksesuarlar, kıyafetler karakterleri tam anlamıyla yansıtmış.

Bu filmi isterseniz birkaç ay sonra tv’de ilk kez izleyin. Gerçi boş kalındığında haftada bir sürekli görebiliriz diye düşünüyorum.Tam da dizilerin tatil yaptığında gösterilecek bir film diyebilirim.Sinemada paranıza yazık olur derim ben.İkincisini de bu yorumlarımdan sonra inşallah toparlanır, senaryoyu dezenfekte eder.Neyse diğer filmlerde görüşmek üzere.

Selim Şentürk
Selim Şentürk Sinemecra Yazarı
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*