Luke Cage 1. Sezon İncelemesi

Luke Cage 1. Sezon İncelemesi

Hola

Biliyorum dizi çıkalı biraz oldu, yazı daha erken gelebilirdi lâkin dizinin tadını çıkarmak istedim her gün bir bölümden fazla izlemedim (yani, bizi de düşünün). Değdi de. Sindire sindire izledim şimdi de uzun uzadıya yazacağım.

Söyleyecek çok fazla söz yok. Netflix – Marvel flörtü gayet güzel meyveler vermeye devam ediyor. Önce Daredevil sonrasında Jessica Jones derken şimdi de karşımıza Luke Cage ile çıktılar ve gerçekten de iyi yaptılar.

luke-cage-2

Marvel için “2016’ya resmen damgasını” vurdu demek hiç de abartılı olmaz. Deadpool, Captain America: Civil War ve X-Men: Apocalypse gibi film başarılarının yanı sıra dizi sektöründe de Daredevil ve Jessica Jones ile iyi yapımlara imza attı (ha bir de “Agents of S.H.I.E.L.D” var ama o da çok vasat başladı vasat devam ediyor bu yapımların yanında görmezden geleyim dedim ama düşününce şu an bahsetmiş de oldum, neyse). Bununla da kalmayıp biraz geri planda kalmış karakterlerine de şans veriyor. Onlardan biri de Luke Cage.

Gerek seyirci gerekse Marvel, Jessica Jones’ta gördükleri Luke Cage’ten memnun kalmış olacaklar ki bu karakter için de çalışmalara başlanmış ve yakın zamanda bitirilmiş bile. Kısaca bilgi vermek gerekirse Luke Cage işlemediği bir suçtan dolayı hapse giren ve sonrasında da çeşitli hücre yenileme deneylerine maruz bırakıldıktan sonra özel güçler kazanan süper bir kahramandır. Özel güçleri hızlı iyileşme, süper insan gücü ve zarar görmeyen deridir.

Gelelim dizimizin hikâyesine. Luke Cage hapisten kaçtıktan sonra Pop’s Barber Shop’ta temizlikçi olarak işe girer bir yandan da dizimizin kötü adamı Cottonmouth’un gece kulübü Harlem’s Paradise da bulaşıkçılık yapar. Her ne kadar – şu her ne kadarı kullanmadığım bir yazım kesinlikle yoktur – beladan uzak bir hayat yaşamak istese de olaylar istediği gibi gelişmez. Yanında çalıştığı berber dükkânının sahibi Pop mahalledeki gençleri beladan uzak tutmaya çalışan babacan biridir. Ayrıca dükkân da mahallede belanın uğramadığı ender bir nokta iken bir gün Pop, Cottonmouth’un adamları tarafından öldürülür.

luke-cage-3

Son nefesinde de Luke Cage’ten artık yeteneklerini kullanarak öne çıkmasını ister. Çünkü sorunların üstesinden gelebilecek yegâne insan odur. Polisler bile pek bir işe yaramaz, zira içlerinden bir kısmı zaten rüşvetle satın alınmıştır. Cottonmouth mafyatik işlerle uğraşırken kuzeni Mariah da meclis üyeliğinden yürüyerek güç kazanmaya ve kuzeni Cottonmouth’un da gücüne güç katmaya çalışır.

Yazının başında da bahsettiğim gibi yine kaliteli bir yapım. Dizinin negatif yönleri ise jenerikten dizinin işlenişine, çekimlerine kadar Daredevil’a benzemesi, tamam yapımcılar vesaire aynı ve ortak oyuncular var ve bu çok güzel ancak biraz daha farklı olabilirdi. Tek fark Daredevil’daki dövüş koreografileri daha iyiyken Luke Cage’teki koreografileri — ki aslında koreografilik bir şey de yok tek yumrukta uçurup yoluna devam ediyor – pek iyi bulmadım diyebilirim. Dizideki aksiyon miktarı da yerinde diyebiliriz. Zira az gibi görünse de ilk sezon sonuçta, tüm süper kahramanların ilk filmlerini gözünüzün önüne getirin, karakteri ve geçmişini anlatmaktan fazla yer verilmemesi normal.

Daredevil dizisinden tanıdığımız Rosario Dawson’ın canlandırdığı Claire karakterini bu dizide de görmek başlarda güzel geldiyse de Daredevil’dan sonra bir de Luke Cage ile de duygusal bağlar kurunca biraz sıkıcı geldi diyebilirim. Mart 2017’de çıkacak olan Iron Fist’te de yer alacağını duyunca herhalde onunla da bir aşk yaşar artık diye düşünmeye başlıyor insan ve bir dizide daha görecek olmak artık kabak tadı verebilir. Ayrıca her üç dizide de (Agents of S.H.I.E.L.D, Daredevil ve Luke Cage,  Jessica Jones’u henüz izlemedim ama kesin onda da öyledir) kötü adam dahi olsalar onları öldürmemeli, adalete teslim etmeliyiz fikri de gerçekten bir hayli reklam kokan bir hareket. Hâl böyle olunca da Luke Cage gücü olmasına rağmen Cottonmouth’u ayağının altına almayıp yasal yoldan devirmeye çalışıyor falan filan. Gerçekçi değil ve bundan vazgeçmeleri lâzım ki geçemezler aksi takdirde bazı ahlâk timsalleri diziye adam öldürmeye teşvikten dava açar vesaire vesaire. Allah’tan son bölümlerde bir mafya çatışması oluyor da gözümüz biraz kan görüyor. Vahşi görünmek istemem ama Spartacus’ü sırf sürekli kameraya galon galon kan boca ettikleri için izlemeyi bırakmış biri olarak bu yapımlarda da hiç kan yok diyebilirim. Mafya çatışması da biraz tuhaf yalnız. Diamondback Haiti, Kore, Jamaika ve Küba mafyasının liderlerini öldürmesi ve sonrasında hiçbirinin başına belâ olmaması da mafyacılık ölmüş dedirtiyor adeta.

luke-cage-4

Buna karşılık dizinin gayet güzel bir yanı da dizide gece kulübü olduğundan bölümlerin birçoğunda sanatçı konuk oluyor ve siz de müzik zevkinize yeni isimler katabiliyorsunuz. Diziyi izlerken müziklere de dikkat etmenizi (jenerik müziği zaten muhteşem, kesinlikle çok iyi gitmiş) şiddetle tavsiye ediyorum.

Marvel’ı ve Netflix’i bu başarısından dolayı tebrik ediyor bir sonraki serilerini — ki bunlar Iron Fist, Punisher ve Defenders – ve mevcut dizilerinin de yeni sezonlarını heyecanla bekliyoruz.

Dizinin IMDB puanı 8.1. Her ne kadar – bakın yine kullandım – bunun üstünde bir puan vermek istesem de yukarıda belirttiğim eksiklikler nedeniyle 8.0.

https://www.youtube.com/watch?v=ytkjQvSk2VA

Semih İspir
Semih İspir Sinemecra Yazarı
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*