Veep 1. Sezon İncelemesi
Dizi İncelemeleri TV

Veep 1. Sezon İncelemesi

Hej!

Amerika’daki başkanlık seçimlerinin yeni sonuçlandığı şu günlerde hazır olay hala sıcaklığını koruyorken konuyla alakalı bir yapım inceleyeyim dedim ve “West Wing” mi yoksa “Veep” mi izlesem diye uzun uzun düşündükten sonra tercihimi “Veep”ten yana kullandım.

Seinfeld” ve “The New Adventures of Old Christine” dizilerinden tanıdığımız Julia Louis-Dreyfus’un başrolde olduğu bu yapım Amerikan Başkan Yardımcısı Selina Meyer’ın politikadaki maceralarını anlatıyor. Selina politikada başarılı olmak ve ileride başkan olmak için çalışır. Peki kimlerle? Her biri birbirinden beceriksiz bir takımla. Zaten hali hazırda çok yoğun bir tempoda çalışırken ve aldığı her bir karar birilerini sevindirip birilerini de öfkelendirmekteyken bir de iş bilmez bir ekip işin içinde olunca ne yapsa olmuyor, olanlar da kısa bir süre sonra tam bir fiyaskoya dönüşmekte pek gecikmiyor.

veep-1

Dizinin karakterlerine bir göz atacak olursak:

Selina Meyer: Hırslı, politikada başarılı olmak isteyen bir kadın ancak aslında çok da anlamayan, fikir üretemeyen sürekli danışmanları ne derse onu yapan fakat arada sırada da olsa iyi konuşmalar yapabilen hatta bir ağlamayla kendini halka sevdirebilen biri. Yani tam bir siyasetçi. Genellikle iki grup arasında kalıp ikisinin de gönlünü yapmaya çalışırken çuvallar ve iki tarafın da öfkesini kazanır.

Amy Brookheimer: Selina’nın personel şefi. Kendini kariyerine adamış, seçim kampanyalarını organize etmek, problemleri çözmek adına Selina’ya yardımcı olmaya çalışan ve çoğunlukla olamayan karakterimiz. Kendisi fedakârlığıyla tanınır, Selina’nın kurşun geçirmeyen yeleğidir, darbeleri emer. Her ne kadar diğer konularda pek başarılı değilse de bu özelliği onun ofisteki yerini sağlamlaştırır.

veep-2

Gary Walsh: Selina’nın kişisel asistanı, çanta taşıyıcısı, kahve getiricisi kısaca getir-götürcüsü. Başkan yardımcısına fısıldayan adam. Karakter derinliği olmayan bu yüzden bir amaç bulma adına kendini Selina’ya adayan karakter. Selina’ya en sadık olan karakter odur diyebiliriz ve yanında sadece çalışanı olduğu için bulunmaz veya işini sadece kovulmamak için yapmaz, Selina için yapar.

veep-3

Dan Egan: Daha önce Senatör Hallowes için çalışan ve ona ihanet edip Selina’nın iletişim müdür yardımcılığına geçen tam bir siyasi şeytan. Kadroda gerçekten bir şeyler başarabilen, insanları ikna eden, sorunları çözebilen ancak aynı zamanda da arkadan iş çevirebilen, güvenilmemesi gereken kişi. Genelde de en çok onun önerileri gerçekleştirilir.

Mike McLintock: Selina’nın iletişim müdürüdür, Dan’in üstüdür. İşi için çok isteksiz de çok hevesli de değildir. Okullardaki emekliliği yaklaşmış öğretmenlere benzer, adeta 5000 işgününü doldurup emekli olmayı bekler. Yalandan bir köpeği vardır, işe geç kaldığında veya kaytarmak istediğinde onu bahane eder.

Jonah Ryan: Beyaz Saray çalışanı. Sürekli Selina’nın ofisine girip herkese laf sokar, ezikler, Beyaz Saray’da çalıştığını sürekli vurgular ve Selina’ya Başkanın isteklerini tebliğ eder. Kimse tarafından sevilmez, genel olarak o da kimseyi sevmez sadece güzel bulduğu kadınlara asılır.

Sue Wilson: Selina’nın sekreteri. Dizideki ender aklı başında karakterlerden biri. Tam bir robottur, hiçbir duygusal etkileşimde bulunmaz. Sürekli masasında oturur, ofisten dışarı çıkmaz, en yoğun kişidir denilebilir. Sürekli maillerle ve telefonlarla boğuşur. Yakın davranılmasını sevmez, hızlı sinirlenir, bu ona bir çekicilik katsa da bulaşılmaması gereken tiptir.

Bu da dizinin Obama kampanyasına ufak bir gönderme yapan güzel bir posteri ki gerçekten söz konusu Selina gibi biri ise “Yes We Can” yerine “Maybe” kelimesi ile yola çıkmak daha doğru olur.

hbo-veep

Dizinin türü komedi-drama veya komedi-aksiyon değil, sadece komedi. Yani dizinin başarması gereken yegâne hedef komedi ve bu konuda sadece vasat bir iş çıkarmışlar diyebilirim. Siyasetçilerin yaşamlarını konu alan çok fazla dizi olmadığından ender bir konuya sahip ve aslında mizah için gayet verimli bir alan ancak bu konuda en azından ilk sezon için çok bir başarı yok diyebilirim. Dizide aşırı bir diyalog yoğunluğu var, adeta diyalogsuz bir 5 saniye yakalamanız imkânsız gibi. Mesela diğer komedi dizilerinin – sitcomları dahil etmiyorum bile – bir bölümlük senaryoları 5 sayfa tutuyor ise Veep’in herhangi bir bölümü en az 12 sayfa tutuyordur. Eğer İngilizce bilmiyor ve diziyi altyazıya bağımlı olarak izliyorsanız eliniz “duraklat” tuşunda hazır bulunsun. Zira yetişmek için durdurmak zorunda kalacaksınız. Müthiş bir diyalog bolluğu var ancak çoğu içi anlam veya espri dolu diyaloglar değil çoğunlukla gereksiz konuşmalar. Ayrıca bazı sözler de gayet saçma, meselâ insan sinirlenince anlamsız şeyler söyler ancak “Ayak kusup sonra o ayakla Scott’ı döveceğim” sözü o kadar anlamsız ve komik değil ki müthiş bir gereksizlik. Özetle sürekli bir diyalog pinponu söz konusu ancak bir Aaron Sorkin kadar başarılı ve etkileyici kesinlikle değil.

Komedi konusunda eksiklikleri, diyaloglar konusunda da fazlalıkları olsa da işleniş iyi diyebilirim. Dizide kimsenin sıkı dost olmaması, her an herkesin birinin kuyusunu kazabilecek veya bir hatadan dolayı aralarından ayrılabilecek olması açısından gerçekçi. Sürekli gördüğümüz bir başka gerçeklik de siyasiler kamera karşısında birbirleriyle gülümseyerek tokalaşsalar da kamera arkasında öfke ve tiksinti dolu konuşmalar yapabiliyorlar. Ufak bir spoiler vermek gerekirse (ki bu yazıda hiç vermedim adeta bir ilk) 4.bölümdeki hastane sahnesinde danışmanların görüntü alınmasına önce izin vermeyip halk Selina’ya yakınlık gösterince tamam çekim yapabilirsiniz diyerek sadece iyi anları gösterip kötü anları engellemeleri gayet hoştu.

Ayrıca her ne kadar ilk sezon 2012 yılında yayınlandıysa da özellikle 4.bölümü izleyince neden Donald Trump’ın kazandığını anlayabilirsiniz. Zira Selina’nın Chung hakkında söyledikleri ırkçı olarak algılanınca halk onu birde bağrına basıyor ve aniden Trump için de dedikleri gibi kendisini de “aklından geçeni korkmadan söyleyen” biri olarak destekliyorlar. Zira ben de seçimin sonucuna diziyi izledikten sonra şaşırmadım diyebilirim.

Dizinin IMDB puanı: 8.1

Benim ilk sezon puanım ise 7.3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*