Ocean’s 13 (2007) İncelemesi

Ocean’s 13 (2007) İncelemesi

Yassou!

Vee serinin son filmi. Genelde uğursuz olarak kabul edilen 13 rakamı bakalım bu filme kötü şans mı getirmiş yoksa uğurlu mu gelmiş.

Filmimizin konusu malum; soygun, dolap, katakulli, üçkâğıt. Lâkin bu seferki çalma sebepleri farklı. Al Pacino’nun canlandırdığı Willy Bank koskoca Friends dizisindeki Ross ve Monica’nın babasına yamuk yapıyor. Reuben’i kazıklayıp mallarının üstüne konarak racona ters hareketlerde bulununca Danny ve arkadaşları duruma müdahil oluyorlar. Ekibi yeniden toparlayıp planlar içine giriyorlar. Bu sefer 11 kişi yetmediğinden teknik destek anlamında serinin ikinci filminden tanıdığımız Roman Nagel’ı ve gerekli teçhizatları karşılayabilmek için sponsor babında da eski düşman Terry Benedict’i transfer ediyorlar. Amaç Bank’in yeni kumarhaneli otelinin açılışında ona 500 milyon dolarlık zarar vermek ve otelinin beş elmas ödülünü almasını engelleyerek Reuben’in intikamını en acı şekilde almak. Çünkü o Reuben ki ikinci filmde tuzu kuru olmasına rağmen kendi payını ödeyip kenara çekilmeden gruba yardım etmişti. Bir başkası kendi durumunda olsa tehlikeye atılırdı. Hal böyle olunca grup da Reuben’in intikamını almak için feci Bank’e feci bileniyorlar.

Gelelim karakter incelemelerine. Nihayet karakterlerde biraz gelişim var. Danny, Rusty, Frank, Basher, Reuben yine bildiğimiz gibi iyi, Linus titrekliğinden kurtulmuş, Saul, Livingston ve Yen yine vasat ancak sıkıcı, itici, sinir bozucu Malloy kardeşlere bir ayar çekilmiş. Önceki iki filmde olduğu kadar sıkıcı değiller hatta Meksika’da ortalığı karıştırdıkları sahneler filme renk katmış bile diyebilirim. Hiç beklemezdim. Kendilerini sıkıcılıktan vasatlığa terfi ettirdiler. Terry ile Roman ise filme güzel renk katmışlar.

Filmi kendinden öncekilerle kıyasladığımızda 11’den kötü 12’den iyi diyebiliriz. Zira ilk filmdeki gibi şahane bir soygun kurgusu olmasa da ikincinin aksine en azından bir soygun kurgusu var. Yukarıda da belirttiğim gibi karakterlerde de bir gelişim söz konusu. 12’den tek eksiği ise hiç kadın olmaması, her ne kadar filmde “onların savaşı değil” diye açıklandıysa da bu, filmin tam 13 ve hatta daha fazla erkekten oluştuğu gerçeğini değiştirmiyor. 12’nin sonunda Toulour’u gördüğümüz sahnede Terry’i soyup işi Danny’nin üzerine yıkacakmış izlenimi verdiyse de öyle olmadı aksine Terry ile işbirliği içine girerek Danny’e kazık atmaya çalıştılar ancak olmadı. Terry’nin parasının bağışa gitmesi ve Oprah’a çıkıp isteyerek yapmış gibi anlattığı sahne de filme puan kazandıran sahnelerden biriydi. Bir başka mini güzel nokta ise yine Bruiser’ı görmemiz, ekiple tamamen alakasız görünüp en beklenmedik anda ortaya çıkması güzeldi.

Filmin aksayan yanlarına gelecek olursak. İkinci filmde arkasını annesi kurtaran Linus’ı burada da babası kurtarıyor. Yani aslında karakterin bir numarası yok sırf arkası sağlam. Güven kazanma adına kendi adamlarını ihbar etme numarası da ilk filmde Frank’e yapılmıştı burada da Livingston’a yapılıyor. Yani yeni bir olay değil. Ayrıca filmde 500 milyon kayba uğraması konusunda Bank’in otelini kaybedeceği söyleniyordu. Bu konuyla ilgili ufak bir sahne olsaydı, daha bütünleyici olurdu. Filmin bitimindeki sahnede üzüldüğü konu para ve elmaslarının kaybıydı. Bir de şirketinden yiyeceği darbeyi de görmeliydik.

Sonuç olarak adamlarımız kumarhaneyi teknolojik ekipmanlarıyla soyarlar, Toulour’u bir kez daha ters köşeye yatırırlar, önceki filmlerden kalan hesabı kapatırcasına Terry’e zararlarını da verdirirler, Bank’e beş elmas ödülünü de aldırmazlar ve Reuben, Basher, Danny üçlüsü purolarını yakarak zaferlerini kutlarlar.

Filmin birinciden kötü ikinciden iyi olduğunu düşünürsek ve ilk filme 7.5 ve ikinci filme de 6.2 verdiğimi düşünürsek basit bir içler dışlar çarpımıyla, müziklerin ikinci filmin aksine vasat olması, hiç kadın olmaması, lâkin ortalama bir soygun planı olması, karakterlerdeki gelişim gibi faktörler alt alta sıralandığında puanım 7.0

Semih İspir
Semih İspir Sinemecra Yazarı
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*