La Fille Sur Le Pont (1999) İncelemesi

La Fille Sur Le Pont (1999) İncelemesi

Vanessa Paradis ve Dantel Auteuil isimli Fransız oyuncuların oynadığı siyah beyaz romantik/drama filmi.

Serçe Frydman’in kaleminden olan bu filmi Patrice Leconte yönetmiş. Kendisiyle bu filmde tanıştım ben de.

Film bir televizyon kanalinda altı dakikalık bir söyleşi ile başlıyor. Adele, 22 yaşında (yani iki gün sonra 22 olacağını söyledi) sevmeye ve sevilmeye aç bir kadın. Hiçbir erkeğe hayır diyemeyen bu kız ‘Belki de hatalarımdan ders almam gerekirdi. Yapmadım.’ diyerek hayatını özetliyor belkide.

Çoğu siyah beyaz filmler pek dikkatimi çekmez; ama bu film bir degisik. Sanatsal açıdan diyecek tek kelime bulamadım. Film müziklerine bittim zaten. Eğer bulan olursa bana da söyledin telefon melodisi yapacağım. ????

“Bir köprü bul atlayalım, yarım bir banknot, iki yarım şans ancak tam ve mutlu bir hayat eder!”

Film çok güzel bir replik ile giriş yapıyor. Öyle bir mizah anlayışı var ki film de. Çok dikkatli dinlemeniz ve izlemeniz gerekir.

Sunucunun Adele’ye şans ve benzeri konularda yönelttiği sorular Adele’bin hayatını özetliyor. Kendisini hiç görmediğimiz ama sesini duyduğumuz sunucumuz fazla sempatik bir kadın. Görmeden bile kadının oyunculuğunu beğendim.

+ Şans konusunda ne düşünüyorsun Adele?’

– Müzik kulağı gibidir. Ya vardır ya yoktur.’

– Şu kıvrımlı yapışkan sinek kağıtlarını bilir misiniz ? Onlar gibiyim işte. Çevremdeki her pisliği kendime topluyorum.’

– Elektrikli süpürge gibiyim, bütün pislikleri çekiyorum.’

+ Geleceğini nasıl görüyorsun Adele?’

– Küçükken tek istediğim büyümekti. Olabildiğince hızlı büyümek… Bunların bir öneminin olduğunu artık göremiyorum. Yaşlanıyorum. Geleceğimi, büyük bir tren istasyonunun bekleme salonunda görüyorum. Dışarıda kalabalık insan topluluğu beni görmeksizin geçip gidiyor. Trenlere, taksilere binip gidiyorlar. Onların gidecek bir yerleri, buluşacak birileri var. Ben öylece orada oturuyorum.

+ Neyi bekliyorsun Adele?

– Bana bir şeyler olmasını bekliyorum.

Altı dakikalık konuşmadan sonra kamera birkaç ay öncesine geliyor ve Fransa da bir köprünün üzerinde Adele kendini Seina Nehrinin sularına atacaktır. Hayatını hedef tahtasının üzerinde bir kadına ak atarak kazanan Gabor (Dantel Auteuil) Adeleyi durdurmaya çalışır. Gabor 40’lı yaşlarda, hayatı kötü sonuçlanmış her kadını gösterilerde hedef tahtasına bağlayarak bıçak atıp onların mutsuz yanını bir nevi hipnotize eder. Adele’ye bu durumu anlatıp ona iş teklif eder. Çünkü Gabor’a göre Adele’nin muhteşem vücudu ve kendisinin yeteneği herkesi büyüleyecektir. Öyle de olur, bu muhteşem ikili birçok gösteriye katılır. Aşkı bıçaklamak gibi bir mizah anlayışı vardı sanki. Bir çay bahçesinde mola verdiklerinde Gabor’un Acele’ye anlattığı bir şey vardır.

kinopoisk.ru

-‘eskiden evde oturup karşı evleri izlerdim. Karşı ev her zaman daha mutlu daha zengin gelirdi. Bir gün anladım ki onlarda bizim evleri izliyormuş. Çünkü onların odaları her zaman daha küçük ve karanlıktı. Hepimizin kendimizde olmadığı şeylere yakınmakmış şans dediğimiz şey.’

Hayatta hep kötü şansın onu bulduğuna inanan bir kadın ve onu şanlı olduğunu inanmasını sağlamaya çalışan bir adam.

Onların şans arama serüveni oldukça eğlenceliydi.

-Sana birisini ayarlayacağım. Anlıyor musun? Hayatı hafife alan ve gülüp geçen biri.

Cinderella, Farah Diba, gece kraliçesi olacaksın.

Dedi Gabor.

+ Gündüz ne yapacağım?

Adele’nin sorduğu sorular insanı hem güldürür hem öldürür.

Filmin yolu İstanbul’a kadar düşen bir aşk hikayesi. Fransa’da bir köprüde başlayıp Galata köprüsünde noktalanir. Köprüler arası bir aşk geçişi belkide.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*