Let’s Kill Ward’s Wife (2014) İncelemesi

Let’s Kill Ward’s Wife (2014) İncelemesi

Üdvözlöm!

En son hemşire arkadaşıma “ya Scrubs izlesene müthiş dizi, kesin seversin” deyip sonra beğenmesi üzerine oturup yeniden başlamamın ardından bu Turk karakterini canlandıran Donald Faison ne alemlerde diye meraka daldım. Sonuç ise bu filmi keşfetmem oldu. İyi mi kötü mü olduğuna siz karar verin zira gerçekten tek kelimeyle hasta ruhlu bir yapım.

Ward pek kılıbık pek ürkek ve eşi Stacy’den pek korkan bir aile babasıdır. Eşi ona tam bir diktatör gibi davrandığından kendisinden nefret etmeyen kimse yoktur. Üstünde kurduğu baskı yüzünden arkadaşı Ronnie, David ve Tom ile ağız tadıyla bir golf bile oynayamaz. Hoş ağız tadıyla golf nasıl oynanır onu da bilemiyoruz zira zerre zevkli görünmüyor. Her neyse. Sırf arkadaşlarıyla biraz vakit geçirebilmek adına Tom, eşi Gina’yı, David de eski eşi Amanda’yı Stacy ile arkadaşlık etmeleri için gönderir ancak olmaz. Zalım kadın onların da burunlarından getirince Tom ve David farzı misal “acaba şu kadını öldürsek nasıl olurdu?” diye düşüncelere dalarlar. Eğlence de tam olarak bundan sonra başlar.

Tom Stacy’i öldürme ya da kibarca söyleyecek olursak ortadan kaldırma fikrini öylesine farzımuhal söylerse de David tek başına yaşadığı boş evinde, evinden daha boş bir zamanında “cesetten nasıl kurtulunur?” gibi konularda araştırma yapar sonra da bu fikri Ronnie’ye açar. Ronnie terslerse de kısa bir süre sonra bir de bakarız ki Stacy Tom’u çıldırtmıştır ve Tom tutar Stacy’nin saçından kafasını oğlu için alınan doğum günü pastasının içine sokar. Sonra yere düşen parçaya takılıp ayağı kayan Stacy yere düşer ve yarı baygın kalakalır, sonrasında Tom hazır işi yarılamışım bari bitireyim mantığıyla onu boğarak öldürür. Yalnız böyle anlatınca film baya kulağa vahşi geliyor ama öyle değil. Sonrasında ise tüm grubun ve hatta Ward’un bile haberi olur ve hep beraber cesetten kurtulmaya çalışırlar.

Bir kara mizah hayranı olarak filmi harika bulmasam da beğendiğimi söyleyebilirim. Ancak herkese tavsiye eder miyim? Hayır. Zira ağır gelebilir. Ancak kesinlikle farklı bir yapım. Kadınların cesedin başında “saçın çok güzel olmuş bu arada” diyerek anlamsızca geyiğe dalması ve sonrasında cesetten kurtulma seçenekleri sıralandığında Ward’un havaya girmesi gibi sahneler filme absürt ve komik bir hava katmış. Ekibin çoğunun da şaşırmaması, gayet doğal davranması hatta Gina’nın eşi Tom’u “onu boğmanı” kıskandım diyerek daha da çekici bulması ayrı bir absürtlük katan noktaydı. Bir başka ilginç nokta ise Stacy öldüğünde sadece Ward’un hayatı kurtulmuş olmuyor, Tom ve Gina’nın cinsel hayatı da renklenirken Amanda’nın da David’in durumu iyi idare ettiğini görmesi üzerine tekrar bir aile olabiliyorlar. Vicdan azabı çeken Ronnie dışında Stacy’nin ölümü herkese mutluluk veriyor.

Filmi benim için güzel kılan diğer etkenlerden biri ise tanıdık, bilindik yüzler. “Scrubs”tan tanıdığım Scott Foley ve Donald Faison, “Heroes”da Matt Parkman olarak izlediğim Greg Grunberg ve Fargo’nun 2.sezonu ile “The Conjuring” yapımından bildiğim Patrick Wilson’ı bu yapımda görmek güzeldi. Hoş Patrick Wilson’ı ilk defa günümüzdeki bir karakteri canlandırırken görünce afallamadım değil. Kadroya baktığımda beni şaşırtan nokta ise Amanda ile Stacy karakterlerini canlandıran oyuncuların kardeş olması ve diğer kardeşlerinin de ufak bir rolde yer almasıydı. (bakınız: Marika Dominczyk, Dagmara Dominczyk ve Veronika Dominczyk). Tamam üçü de ayrı ayrı birbirinden güzel de film de aile yapımına dönmüş. Neyse çok önemli bir nokta değil.

Film ile ilgili önemli eksikler daha ziyade üzerinde çok düşünülmemiş olmasıydı. Bu cümleyi belki de birçok yapım için kullanmışımdır ancak güzel ve farklı bir fikir ortaya çıkmış ve üzerinde çok zaman sarf etmeden apar topar, hurra filmi yapılmış. Sonu deseniz eski Yeşilçam yapımları gibi öylesine bitiveriyor. Pastaya veyahut kaygan bir şeye basıp kayma da biraz klişe diyebiliriz. Allahtan düşer düşmez ölmüyor da klişeyi iliklerinizde hissetmiyorsunuz.

Filmin IMDB puanı 5.4, bundaki sebep ise kanımca kara mizahın herkese hitap etmemesi, cesedin kanını çıkartma ve üzerine idrar sahnelerinin izleyiciye vahşi ve aşırı gelmesi olabilir zira bu tarz vahşet içerikli sahneler Yorgos Lanthimos yapımlarını hatırlatıyor. Tüm bunların dışında her zaman için farklı yapımları öven biri olarak tabii ki benim vereceğim puan bunun üzerinde olacak. Eğer bugüne kadar izlediğiniz filmlerden farklı bir şeyler görmek istiyorsanız izlemenizi tavsiye ederim. Filme puanım 6.3

Semih İspir
Semih İspir Sinemecra Yazarı
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*