Legion 1. Sezon İncelemesi
Dizi İncelemeleri

Legion 1. Sezon İncelemesi

Merhaba!

Bir Marvel Comics hayranı olarak tabii ki mümkün mertebe tüm dizi ve filmlerini takip etmeye çalışıyorum. Daredevil’ı, Luke Cage’i hatta ve hatta Marvel’s Agent of S.H.I.E.L.D’ı (yazması yarım saat sürüyor) dahi 4. Sezonunun sonuna kadar izlemiş biir olarak daha önce hiçbir yerde rastlamadığım Legion’ı kaçırmak olmazdı.

Luke Cage yazımda da bahsettiğim gibi Marvel ile Netflix flörtü güzel meyveler verdi. Peki Fx ile bu kimya tuttu mu? Bence tutmadı. Şimdi “Niye?” kısmını cevaplamaya geçelim.

Öncelikle bir süper kahraman dizisinden beklenen ilk şey tabii ki ve tabii ki de ekşın hatta aekşın. Peki Legion bize ne veriyor? Sürekli buhransal geçen ilk bölümler. Anı anı içinde, Ferhan Şensoy’un “Varsayalım İsmail” i misali hangisi rüya/anı hangisi gerçek bir süre anlaması zorlaşıyor ve işin kötü yanı komik veya eğlenceli de değil. İnsanın göğsüne öküz oturtan cinsten zerre eğlence veya heyecan hissettirmeyen bir yapım söz konusu. Karaktere derinlik verelim diye öyle bir kasış ki sormayın gitsin. Sanat yapmak için fazla kasılan filmler gibi. Bu kadar yoğun, buhranlı bir yapım izlemek istesem zaten Hugh Laurie’nin son dizisi Dr.Chamce’, ikinci bölümden sonra bırakmazdım.

Iron Fist’in dövüş sahneleri nedeniyle eleştirildiği şu günlerde (onun da incelemesi yakında geliyor J Kaming ap nekst: dı ayrın fist) Legion’ın bu aksiyon eksik tarafının hiç eleştirilmemesi ise anlaşılır türden değil. Tamam karakter acayip güçlü, tamam zihniyle uçuruyor kaçırıyor ancak yine de birkaç çatışma/kapışma sahnesi, ne bileyim bina delme, Magneto misali araç kaldırıp üstüne fırlatma gibi şeyler olsaydı. Luke Cage de aşırı kuvvetliydi vurdu mu baseball topu gibi uçuruyordu ancak daha heyecanlıydı.

Gelelim yan karakterlere. Bu kadar vücut bazlı bir takım her zaman bir araya gelmez. Dokunduğu ile vücut değiştiren Syd, gerektiğinde matruşka misali içiçe geçebilen, tek yürek tek yumruk olabilen, Kerry ve Cary, vücudu başka yerde kafa başka yerde Oliver. Dizinin ismi vücut vücuta, beden bedene de olabilimiş. Bu kadar aynı tipten insanın bir araya gelmesi çok yaratıcı değil. Mesela bir Fantastik Dörtlü düşünün elemanları Thing, Hulk, Colossus ve Juggernaut. Çok yaratıcı değil mi? Hoş aynı tipten adamların bir araya geleceği başka bir dizi daha yapılacak ya, neyse. İsim vermeyelim onu da zamanı gelince yereceğiz J

Şimdi spoiler içeren kısımlara gelelim. Tüm bu söylediklerime ek olarak dizideki bazı tuhaf anlar da adeta beynimi yaktı diyebilirim. Özellikle 5.bölümde Syd’in anlattığı ilk seks tecrübesi…Yeminle aynı böyle bakakaldım.

Annesinin bedenine girip annesinin sevgilisiyle birlikte olması. Ben böyle zararlı bir hayal gücü görmedim. Tam anlamıyla hasta bir ruh söz konusu. İşin daha da tuhaf yanı gücü yetmemiş sonrasında kendisine dönüşmüş falan ohoo ne yaptınız siz öyle. Marjinalliğin sınırları aşılmış. Cary’nin David’i parazitten arındıracak olan aleti de şak diye yapması……………… Yahu biraz zorlansaydın bir bölüm önceden çalışmaya başlayıp sonra başarsaydın. Sanki önceden böyle durumlarla çok karşılaşmış da tecrübesi varmış gibi. E Oliver’a da bir şey taksaydın da aklını bedenine getireydin. Hiç!. Bir de David’in Syd ile sevip de kavuşamama durumu var ki çok romantik. Dokunamıyorlar, dokununca güç patlaması, efendime söyleyim “senin yerinde olsam” faraza cümle kalıbının gerçekleşmesi gibi şeyler meydana geliyor. Bakınız: Pushing Daisies. Sonra David hayal aleminde bir yer oluşturuyor orada alem yapıyorlar. Bkz: Sibel Can – Rüyalarda Buluşuruz Live at Kıbrıs. Sonra sezon finali ise kesinlikle evlere şenlik bir komediydi. Bakın koskoca Legion’dan bahsediyoruz, adam zihniyle bir grup askeri üst üste koyup kule yapıyor, yahu adamı poketopuyla ele geçirdiler yahu. Charmender gibi hapsettiler, titreyip de içinden çıkamadı. Hani senin mutantlığın? Hani senin güçlerin?

Diziyi kurtaran (en azından benim gözümde) ise Aubrey Plaza desem yeridir. Zaten Conan misali talk show programlarındaki performanslarından ve ödül konuşmalarından ne kadar tuhaf ve eğlenceli biri olduğunu bizlere göstermişti. Rolünün de hakkını fazlasıyla vermiş. Hatta rol yapmamış da kendi olmuş diyebiliriz. Çok başarılı bir cast söz konusu. Fargo dizisinden tanıdığımız Rachel Keller ise sevilecek kadın yani piremses rolünü güzelliğiyle tam olarak yerine getirmiş. Diğerleri de fena değil işte, Carry var babacan, Kerry var tatlı, Ptonomy bilim dalı gibi ismi var, o kadar teknolojinin olduğu yerde Tommy Gun kullanıyor falan.

Tamam Netflix yapımlarının yanında daha bir cool, daha bir şekil, daha bir derinliği var”mış” gibi görünüyor ancak hak ettiği puan kesinlikle öyle IMDB’deki gibi öyle 8.8 falan değil. Abartının lüzumu yok. Şahsen benim puanım bir bölümde bile acaba sonra ne olacak dedirtmemesi ve en ufak bir heyecan yaratamaması hasebiyle 7.5. O da hep Aubrey Plaza yani.