Le Tableau (Mutluluğa Boya Beni) İncelemesi
Film İncelemeleri

Le Tableau (Mutluluğa Boya Beni) İncelemesi

Bugün biraz Fransa’dan gidelim derim. Hadi bindik uçağa nereye gidiyoruz? Paris’e değil ama Fransız  ressamın tablosunun içine gidiyoruz. Neyse ki orası vize istemiyor, şanlısınız. Çünkü ben daha önce o serüvene dahil oldum. Bu filmi neden seçtiğimi söylediğim sanıldı ama daha bahsetmedim. Bu filmi izleme sebebim konusuydu. Konusu oldukça ilginçti ve tabloda geçmesi beni bir heyecanlandırdı. Bu heyecan değişik bir dünya, değişik bir kafa göreceğimi düşündüğüm içindi. Peki ya istediğim oldu mu?

Bu filmi size anlatmayı o kadar çok istiyorum ki baştan sona kadar, ama anlatsam sinema mezbahasında keserler beni.   Evet, bu film bir  ressamın tabloları arasında geçmektedir.  Ressamın biri aniden kaybolur. Ressamın krallık tablosunda 3 farklı tür yaşar : Biri tamamen boyanmışlar, ikincisi yarım kalmışlar ve üçüncüsü ise eskizler. Ressam kaybolduktan sonra tamamen boyanmışlar  sarayda krallığını ilan ederler. Tamamen boyanmışlar, yarımları ve eskizleri saraya sokmazlar. Bu durumdan en çok etkilenenler eteğinde küçük bir kısmı boyanmamış olan  mahallemizin kızı Lola,  yüzü boyanmamış bir kızla tamamlanmış çocuğun aşkıdır.  Lola ile yüzü boyanmamış kız arkadaştır.  Bu krallık sonucunda yarım kalmışlar ile tamamlanmışlar birbirine düşman olmuştur. Tabi bu Romeo ve Juliet havası filme hemen de bavuluyla yerleşmiştir.

Lola, bir eskizi kaçırmaya karar verir. Tesadüfe bak hele Romeo kılıklı enişte de bunlarla gelir.  Drama üçlüsü ortaya çıktı. Bunlar yanlışıkla tablodan düşerler ve başka tabloya geçerler. E hazır ressam da kaybolmuşken bu durumu çözmek için Ressamı aramaya kalkarlar. Peki ya ressam nerededir? Ressam neden kaybolmuştur? Yoksa Ressam rakı sofrasında uyuya mı kalmıştır? .Filmin senaryosu  akıcıdır ama bazı yerlerde seyirciyi dinlendirmeyi de unutmuyor.  Bu film aslında güzel  üç tür yaratmıştır. Ama bu kişileri çok da iyi anlatamamış.  Filmde yaratılan sanat dünyasında eksikler var. Lola karakteri dışındaki diğer karakterler tam olarak kendini ifade edememişler. Onların dünyası üzerinde çok durulmamış.Macera kısmına gelirsek de çizim konusunda daha iyi olsalardı ve senaryoyu daha iyi yazsalardı o dünya yaratılabilirdi. Filmdeki dünya yaratma kısmı  yarım kalmış da denilebilir.  Karakter ve dünya meselesi teknik ve senaryo açısından iyi çalışılsaydı bu film çok sevilen filmler arasında yer alabilirdi. Çünkü konu olarak gerçekten ilginç. Konusunun ilginç oluşu, seyircide büyük bir beklenti yaratıyor. O beklenti kısmen karşılanmış.

Bu filmdeki diğer bir sorun da yönetmenidir.   Soyadı okunduğunda  insanı astımlaştıran yönetmen  Jean-François Laguionie’dir. Bu adamın ilk uzun metrajlı filmi olduğundan  kısa filmlerindeki gibi bir dünya yaratmaya çalışmış ama atlar trene binmiş fil olmuş çoktan.  Yönetmen, bu filmin senaryosunun gelişimine hiçbir şekilde katkı göstermemiş,  güzel dünyayı meslek lisesi öğrenci kısa filmine dönüştürmüş de denebilir. Ya da onun bir üstü.  Lola dışında beğendiğim biri var ama o kişiyi söylemem. Çünkü çok özel.  Lola’ya gelirsek tam bir mahalle kızı, hani bu Lola değil çekirdek kola diyeceğiniz, sevecen olarak gördüğünüz bir kız.

Bu filmin neresini beğendin derseniz bana ben en son sahnesini beğendim. Çünkü olması gereken oldu da denebilir. Senaryonun en birbirini tamamlayan kısmı o kısımdı çünkü. Peki ya sonunda ne oluyor? Hadi söyleyeyim. Film bitince bütün film ekibi işkembeciye gidiyorlar. Yalnız yönetmen 5 tane çorba içmiş. Sanırım midesi rahatsız olmuş. Acaba devlet hastanesinde mi kalıyor ?

Bu filmden  ben çok şey bekledim konusunu okuduğumda. Ama filmi izlediğimde beni tatmin etmeyen yerler vardı. Gerçi bunlar yönetmen için çok da Lola.  Harcamak istemedim yine de konusunu sevdim ve anlattığı meseleyi sevdim. Anlattığı mesele şuydu aslında ‘’Her şeyi devletten bekleme kardeş, kendin de yapabilirsin’’ gibi bir söze karşılık geliyor. Yani güç ve umut veriyor. Bu filmi izleyin, o sırada ressamlık hisleriniz kabarabilir. Dur şurayı da ben boyasam mı diyorsunuz ama demeyin. Bilgisayarınız zarar görür bizden söylemesi,  sizden de çay demlemesi. İyi  seyirler, filmi izleyin ve yorumlarınızı yapın. Görüşmek üzere…