13 Reasons Why (Ölmek İçin 13 Sebep) İncelemesi
Dizi İncelemeleri

13 Reasons Why (Ölmek İçin 13 Sebep) İncelemesi

1. S. 1. B.

Merhaba, evet ilk defa bir dizi incelemesiyle karşınızdayım. Peki ya neden şimdi? diye sorabilirsiniz. Hemen söyleyeyim, Amerikan dizisi izliyorum ama molalı şekilde izliyorum. Tabii bir de bu diziyi görünce oldukça ilgimi çekti. Bu diziyi sadece Netflix’te izleyebilirsiniz. Bu diziyi seçme nedenlerimi anlatırım ama ilk önce diziyi anlatayım.

Dizi, Amerika’da bir lisede geçiyor. Hannah adındaki garip psikolojili hanımefendimiz hakkın rahmetine kavuşur. Hannah, ölmeden önce kasetlere sesini kaydeder. Bu kasetleri öldükten sonra lisedeki sessiz bir çocuk olan Clay’e bunları gönderir. Clay, sessiz bir karakter olsa da gözlemleri aslında çok iyi. Herkesin aklındaki tek soru şu: Neden Clay? Bu sorunun cevabını ben söyleyemem. Hannah,  bu kasetlerde neler yaşadığını anlatıyordur.

İlk bölümde, neler oldu? Hannah’ın öldüğünü lise dolabının mezar gibi süslenmesiyle anladık. Hannah’ın sesini dış ses olarak gördük ve yolladıkları kaset Clay’e ulaştı. Bu kasetleri dinleyen tek kişi Clay değildi. Kimlerdi peki? Clay aslında son seçilmiş kişi gibi biriydi aslında. Bu bölümde, Hannah’ın deli dolu karakterini gördük ve onun Clay ile nasıl tanıştığını öğrendik. Clay, sinema salonunda çalışmaya başlar ve Hannah onu görünce çenesini play tuşuna basarak çalıştırır. Bu deli dolu kız neden öldü? Sorusunun cevabı ileriki bölümlerde maalesef.  Clay, ailesi ile çok da iyi ilişki kuramayan, tuhaf bir varlıktır. Ailesi ile her konuştuğunda bilgisayardan geçip Clay’e iki tokat atmak isteyebilirsiniz. Hakkınız da var.

Peki bu dizinin diğer dizilerden farkı ne? Bu dizi bir Amerikan suç dizisinin uzunluğunda olsa da olaya bakış açısı oldukça farklı. Dizi, Amerikan dizilerinden daha özgür ve yaratıcı. Mesela, öyküsünde kendimizi kaptırmıyoruz. Kendimizi kaptırmadığımız için diziye oldukça objektif bakabiliyoruz. Hannah’ın sahnesinde Hannah’ı sıkıca takip ettiğimizde birden bire Clay’i görüyoruz ve bütün algımız hemen değişiyor. Geçmişi ve şimdiki zamanı oldukça iyi bağlamışlar. Hannah’ın ses kayıtlarını dinlediğimizde Hannah hakkında acaba şundan mı öldü bundan mı öldü diye kendimizi parçalarken ters köşelere sıkça yer veriyor.  Hikayenin en güzel kısımlarından biri de kasetin, hikayeyi nereye götürebileceğini gördüğümüzde şaşkına uğruyoruz.

Bu hikayede herkesin bir sırası var ve bu sırası gelen kişileri bir anda değil önceden görüyoruz, gördükten sonra da hikaye başka olaylara bağlanınca diğer kişileri tanıyoruz.  Hannah  karakteri intihar eden bir karaktere göre oldukça farklı açıdan ele alınmış da denebilir. Çünkü intihar eden kişiler güçsüz karakter olarak gözükürler genelde. Hannah, hem mercimek çorbasının içine düşmüş blender gibi bohem, bir kettle gibi sıcakkanlı, lunapark kadar da eğlenceli bir kız. Ah Hannah Ah! Allah rahmet eylesin.

Dizinin senaryosu oldukça akıcıdır bu arada. Hiç sıkılmadan, çok heyecanlanmadan, ters köşelerden çok etkilenmeden, psikolojiniz bozulmadan keyifle izleyebileceğiniz aksiyon drama diyebilirim.

Oyunculuklara gelirsek bence hepsi birbirinden iyi. Oyunculara birbirinden farklı karakter özellikleri verilmiş. Bu yüzden oyuncuların kendini göstermemesi için hiçbir sebep yok. En sevdiğim oyuncu Kate( Hannah’ın eski arkadaşı) idi nedense. Sevmemin nedeni çok komik bir kız olmasaydı. Dizinin yönetmeninin farklı bir bakış açısı olduğu dizide belli oluyor. O sahneye ekip bir şeyler katsa da en büyük payın yönetmende ve senaristte olduğunu düşünüyorum. Netflixin emeğinden bahsetmiyorum bile.

Dizide en beğendiğim kısım aslında takip sahneleriydi. Clay’in bisiklet kullanma sahnesinde takip sahnelerine bir bakın derim. Takip sahnesi dışında ters köşe sahneleri ve hayalden gerçeğe geçiş kısımları beni etkileyen kısımlardan biriydi.

Hannah öldü ama öldükten sonra kalanları rahat bırakmıyor. Ya sen ölmüşsün, helvan kavurulmuş nedir? Neden geldin? Helvanın fıstığını mı az buldun. Tamam öldün de Clay’in psikolojisini altüst ettin. Hayatını elinden aldın. Çok ayıp, hiç yakıştıramadım. Bir an önce kendine gel, yastığını al mezarına geri dön. Kasetleri de söyle set ekibi yaksın.  Bunları desem de meraktan ölüyorum. Keşke senaristi yönetmenini tanısak, set yerini görsek.  Yaratılan değişik atmosferi görmek isteriz.

Bu diziyi gerçekten tavsiye ediyorum. Peki kasetin b yüzünde neler vardı? B yüzü de ikinci bölüm yazısında. Biraz sabredin derim. Haydi, iyi seyirler.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*