Marvel’s The Punisher I.Sezon İncelemesi
Dizi İncelemeleri TV

Marvel’s The Punisher I.Sezon İncelemesi

Dur durak bilmeyen Marvel ortalama her 3 ayda bir yeni bir karakterle veya yeni bir sezonla karşımıza çıkıyor. Senenin başında Iron Fist ve ortalarında gelen Defenders ile de heyecan ve beğeni kazanmayı başaran Marvel son gol olarak da Punisher’ı attı . Bir de vakti zamanında Fox’a sattığı X-Men karakterlerini baz alan The Gifted ve Legion gibi dizilerle de ortam iyice köpürdü.

Hemen artı eksi, iyi kötü, pros & cons kısmına geçecek olursak Claire Temple’ı görmemek şahane oldu. Bakın nasıl içim rahatlamışsa ilk bunu anlatma ihtiyacı duymuşum. Hatta diziyi sırf onu görmediğim için bile beğendim desem yeridir. Bundan sonra yer almadığı her dizi artı puanı kapar. Sağ olsunlar bu dizide başrolü tamir edecek başka ve hatta daha iyi bir karakter olan Curtis Hoyle’u yaratmışlar ki gayet de iyi olmuş. Yine dizide hayata değinmeleri, gerçek sorunları anlatmaları da takdire şayan. Görevden dönen askerlerin sosyal hayata adapte olmadaki sorunları Amerika için bilinen ancak birkaç belgesel dışında pek değinilmeyen bir sorundur. Dizinin bu soruna da parmak basması gayet hoş. Ancak silah kontrolü konusunda da sanki silah kontrolünün kötü veya mantıksız bir şey gibi gösterilmesi ise hoş değildi. Zira herkes silahlı olunca güvenlik olmaz, tam tersi ortadan kalkar.

Ancak dizide beklediğim vahşeti göremedim diyebilirim. Birçok dizi sırf izleyiciyi tatmin etmek için manasızca aşırı şiddet kullanırken Punisher karakterine gerekli şiddeti vermemeleri ayıp olmuş.  Mesela Daredevil’ın 2. sezonunda şahit olduğumuz lokanta sahnesini hatırlayın.

0:55-1:02 ve 2:00-2:15 aralarını izleyin. Adeta bir sanat. Vecihi misali aldım elime bıçağı,  tak tak tak tak … Ayrıca Punisher’ı sevenler de izleyenler de bu özelliği için severler ve 2005 yılındaki efsane oyunu da mutlaka oynamışlardır ve benim gibi benzer sahneler görmek istemişlerdir. Aksi takdirde Max Payne hayranı olurduk. Ne yazık ki bu yapımda Punisher kendi klasına göre biraz kibar adam öldürdü diyebiliriz. Ancak gerek Daredevil’da, gerek Iron Fist’te gördüğümüz, hatta kısaca tüm Marvel dizilerinde gördüğümüz “kötü adamlara aşırı nezaket”ten o kadar sıkılmıştık ki bu bile ilaç gibi geldi. Artık saatlerce dövüşüp sadece bayıltana kadar dövenlerden, veya direkt bayıltıcı mermi ile vuranlardan sonra tek vuruşta sakat bırakan veya direkt öldürüp rahatlayan bir karakter resmen göz doldurdu. En azından duyduğumuz birkaç silah sesi de kulaklarımızın pasını sildi  Zira dizilerdeki manasız şiddeti sürekli eleştiren biri olarak bana bile gına gelmişti. Kabul edelim kimse insan ticareti yapanlara veya haroyin satanlara karşı “dünyayı işte bu şarkılar güzelleştirecek, savaşları bu şarkılar durduracak” gibi manasız laflar eden şarkıcılar misali kibar tavırlar sergilemez. Tatava yapma sık geç bitsin. Bravo Punisher.

Senaryo ve casta değinecek olursak “iyi yan karakter yaratma” konusunda yine başarılı seçimler yapılmış. Akıllara kazınacak kötü karakter yaratamasalar da yan karakterlerden iyi yürür Marvel. Sam Stein olsun, Curtis olsun, Jimmi Simpson ile Rob Schneider’in kesişim kümesi gibi duran Ebon Moss-Bachrach’ın hayat verdiği David Lieberman olsun ve Daredevil ile tanıdığımız Karen Page ile Kaan Çakır’a aşırı benzettiğim Ellison olsun çok iyi seçimler. Claire Temple’a kıl olsam da Ellison karakterini görmek diziye renk katıyor. Amber Rose Revah da yine başka çok iyi seçimlerden. Gayet duru bir güzellik ve rolüne de gitmiş, bir Misty Knight olmasa da yine de iyi. Ancak Ben Barnes’ın canlandırdığı Billy Russo konusunda çok heyecanlı olduğum söylenemez. Ben Barnes’tan dolayı görür görmez kötü adam olduğundan emin olmamız ama karakterin kötü tarafa geçişini bir hayli sonradan öğrenmemiz can sıktı. Zaten belli olan bir şeyi sözde hikâyede ters köşe yapmak adına geç açıklamaları şaşırtmadı ve sevindirmedi.

Gunner’ın ise Hawkeye gibi birden ok ve yayla çıkması da görüntü olarak cool durduysa da mantıksal açıdan pek anlamsızdı. Orduda ok atmayı mı öğretiyorlar? Sam Stein’ın ölümü her ne kadar mantıksız gelse de (hayır kelepçeyi tak sonra maskeyi çıkarmaya kalk) üzdü ve sonraki her sahneleri de daha korku dolu yaptı. Curtis ve Lieberman her tehlikeye düştüğünde yürekleri ağza getirdi, hele Lieberman’ın sırtından vurulduğu sahne “olamaaaazzz” diye bağırttı. Sam Stein ölmeseydi “ya adam önemli karakter, demek ki ölmeyecek” diye rahatlık içinde izleyecektik.

Yer yer sinir krizine girdiği sahneleri oyunculuk açısından pek beğenmesem de iyi yan karakterler ve beklenen kan dökümü ile Punisher bekleneni önemli ölçüde verdi. Daredevil, Luke Cage, Iron Fist ve Defenders’ın yanına bir de Punisher eklendi mi? Bence eklendi, işin yoksa şimdi bir de bunun yeni sezon yayınlanma tarihini takip et. Neyse Alllah’tan değiyor.IMDB 8.9 demiş, güzel dizi ama o kadar da değil, 8.2 daha uygun.