Channel Zero II. Sezon İncelemesi
Dizi İncelemeleri TV

Channel Zero II. Sezon İncelemesi

Birbirinden dişli ilk sezonun ardından yer yer Seden Gürel’in Kapılar şarkısını hatırlatan bazı bazı da Silent Hill – The Room oyununu anımsatan yepisyeni konusuyla bir 2.sezon da geldi geçti.

Öncelikle ilk sezonun aksine bu sezonun hikâyesinin daha yaratıcı olduğunun altını çizmek gerekiyor. Her ne kadar geçen sene hikâye ile ilgili ilk ipuçlarını duyduğumda aklımda motelvari bol odalı, odadan odaya geçmeli bir şey geldiyse de dizideki yapı daha büyük ve kompleksti. Yalnız işin içine ne kadar teknoloji girerse hikâyeyi o kadar bozduğunu düşünmekteyim. Instagram’dan veya Facebook’tan video göndermeler işi tamamen bozuyor. Kulağa klasik kaçsa da bir gazete veya fotoğraf albümünde resimlerin değişmesiyle ev adresi ortaya çıksaydı daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum. Meselâ Polaroid resimler vardı simsiyah çıkardı bir süre sallardın resim belirmeye başlardı. Benzer bir olay olsa daha iyi olabilirdi. Anıların somut hale gelip yenmesi ise iğrenç ancak güzel detay.

Her karakterin zayıf yönlerinin farklı şekilde zuhur etmesi ise yine diziye artı puan kazandıran noktalardan. Margot babasını bulurken, Jules ise Margot’yu babasının ölümü sonrası yalnız bıraktığı için yaşadığı pişmanlığıyla yüzleşerek gelişiyor. Dylan çakma versiyonu da olsa eşini hem öldürdüğüne hem de öldürüldüğüne tanııklık etmek zorunda kalırken JT ise özgüveni eksik olduğundan kendinin daha iyi bir versiyonunu yaratıyor ancak tuhaftır, bir tek onun yüzleşmesi kendinin ölümüyle sonuçlanıyor. Genelde karakterlerin istemeden yarattığı ideal versiyonları kendilerinin anılarını çalma eğiliminde olsa da JT’nin çakması kendisini öldürüyor. Bundan da JT’nin aslında özgüven eksikliğinin intihara meyil edecek kadar yüksek olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Seth’in hikâyesi ise diğerlerinden biraz daha önde diyebilirim. Hatırlamaya değer bir geçmişi olmadığından onları yok etmek için elinden geleni yapıyor ve Ev’i yuvası olarak belliyor ve diğer herkesi de kendisi gibi zannediyor. Tüm bunlara karşılık Seth’te bir numaraların olduğu baştan beri belli oluyor. Zaten açlık çeken çakma versiyonlara ek olarak Ev’in kendisinin de anıları yavaşça yok etmesi de gereksiz gibi geldi. Bu çakmalar ne yiyecek?

Merak ettiğim ve/veya mantıksız bulduğum detaylar ise şunlar:
-ilk bölümde 5.kapıdan çıkıp da eve döndüklerini sandıklarında Margot’un evinin yanında 6 rakamı yoktu ancak diğer bölümlerde hep vardı.
-Dylan Margot ve Jules’u adeta kapıdan geçirdikten sonra Margot’nun babası John’un üzerine yürürken niye silahını kullanmıyor? Hadi tek mermi aldı onu da eşinin ideal versiyonunu öldürmek için kullandı diyelim, John bey o kadar bıçak darbesi sonrası hayatta kalıyor da son bölümde tek bıçak darbesiyle nasıl hemen suya düşüyor? JT olsun diğerleri olsun tek bıçak darbesiyle ölürken John’un bir kutu alerjisi olan ilaca ve bıçak darbelerine karşı bu kadar dayanıklı olması bir hayli ilginç
-Çakma versiyonların da yine Ev’in dışına çıkabilmesi ise yine mantıksız. Hepsi çıksın o zaman dünyayı ele geçirsinler. Ne kadar içi nar dolu anı varsa yesinler o vakit.
-Yine John’un kızının hayal ettiği ideal ve hatta mükemmel baba versiyonu olması vesilesiyle kızına kıyamadığını sonunda kendi canından vazgeçtiğini görüyoruz. Peki bu adam bu kadar merhametliydi, babacandı, kızının ilk anısı olarak niye annesini aldı? Git komşu kızını ye, ilkokul arkadaşını ye, kuzenini veya başka akrabasını ye veya işe pişmanlıklarınadn başla. Kafadan anneyi yemek nedir?

Oyunculukara değinecek olursak Baba John’u canlandıran John Carroll Lynch açık ara başı çekiyor. Ayrıca geçen sezonda farklı rolde gördüğümüz minik yıldız Abigail Pniowsky’i yine gördük, güzel oldu. Diğer oyuncular ise yaşlarına göre ortalama performans sergilediler, örneğin Aisha Dee canlandırdığı ağlak karakterin hakkını vererek sürekli gözü yaşlı dolandı tüm sezon, hiç fena değil. Amma velâkin Seth rolündeki Jeff Ward kesinlikle sınıfta kalıyor. Artık onun performansından mı dizinin genelinden mi tam emin değilim (ki aslında performansından dolayı) Margot ile yaşadığı ilişki yer yer buram buram Alacakaranlık serisini hatırlattı ki başlı başına puan kırmak için yeterli.

Channel Zero’nun bu sezonla artık klasikleşen özelliği, sürekli nereye bağlayacaklar diye düşündürüp ilk beş bölümünde çok bir şey vadetmese de finalde kâh şaşırtıp kâh kötü adamı oyuna getirerek olayı toparlaması. Bu sezonun finalinde de gördük ki kötü adamımız dönem dönem beğendiği bir kızın aklını çelip Ev’e atıyor, Ev onlardan artık alacağı başka anı kalmayana kadar tükettiğinde ise bir sonrakine geçiyor — Ama kabul edelim belli bir zevki var Seth’in. Kızlar hep aynı model — Peki bunu kim keşfediyor? Arkadaşını çakmaların elinden almaya gelen Jules. Peki Seth onu gördüğü anda neden karnına yumruk atıp bırakıyor, hele hele “olayı çözsün artık” dercesine onu diğer kız arkadaşlarının yanına getiriyor da neden öldürüp bir yere gömmüyor anlamak mümkün değil. Sonrasında olayları öğrenen Margot ise bu büyük düzmece karşısında “şimdi anını silicem senin” dercesine Seth’in ailesini kafesten çıkartıp tüm anılarını hatur hutur yedirtiyor. Baba John ise belki gerçekten mükemmel bir baba olduğu için belki de Margot’nun hayalindeki figür olduğu için olsa gerek hayatından bir kez daha vazgeçiyor ki sahnedeki duygusallığı artıran gayet iyi bir detay. Sigortadan tazminat alıp ailesini kurtarmak için kendini öldüren Baba John bir kez daha kızı için kendinden vazgeçiyor ve kızına yüzme öğrettiği, en güzel anılarını biriktirdiği havuzun derinliklerine doğru gömülüyor.

Özetle dizinin çok tuhaf bir yanı var. Form bisküvisi misali bir tadı tuzu yok ancak yemeye başlayınca paketi bitirmek istiyorsunuz. Bir heyecan veya bir korku duymuyorsunuz ama “sonunda nolucak lan acaba?” diye oturup sezonu bitiriyorsunuz, yetmiyor sonraki sezonu da izleme kararı alıyorsunuz. Diziye +2 sezon kazandıran olay da bu olsa gerek. Tuhaf bir şekilde izletiyor. Siz de belki beğenmeyeceksiniz ama ilk bölümü izlerseniz mutlaka finalini getirecek ve yüksek ihtimal yeni sezonu da kaçırmayacaksınız. Ben mesela bu diziyi belki en sevdiğim dizilerde ilk 50 sıraya bile koymam hatta zerre hastası da değilim ama diğer sezonları da yüksek ihtimal oturup izleyeceğim.

İlk sezon için 5.9 vermiştim bu sezona 6.8 vermeyi uygun buluyorum.