Stranger Things 1 ve 2. Sezon İncelemesi
Dizi İncelemeleri

Stranger Things 1 ve 2. Sezon İncelemesi

Uzun zamandır yazmıyordum baktım ki bensiz olmuyor tekrar yazayım dedim. Neyse dramayı bırakalım. Çünkü çok keyif veren bir diziyi söylüyorum sonuçta neşe küpü olmalıyız. Bu diziyi sizce neden seçtim? Hiç uzatmadan söyleyeyim sizlere. 4 tane çocuğun başına ne türlü işler açılabiliri gösteren bu dizi Netflix’in dizisidir. Şimdi kendini belli ediyor.  Bu dizi 2 sezondur devam ediyor. En güzel yanı da fazla uzatmamaları. Ondan dolayı seçtim.

Gel gelelim bu dizinin olayı ne?  4 ortaokul çocuğu çok yakın arkadaşlar. Kıskananlar çatlasın. Herkese nasip olmaz. Bu arkadaşlar hep oyun oynuyorlardır. Dizi de arkadaşların oyun oynarken kullandığı kelimelere bir kulak kesin derim.Hatta not edin. 1980 yılında geçen bu dizide Will, Lucas,  Dustin ve Michael arasında geçen bir macera sürecinde katır akıllı Will Hawkings Laboratuvarının atıklarının olduğu yere gelir ve yandı gülüm keten helva diyerekten ‘’Tepetaklak Dünya’’ adındaki bir dünyaya gider. Herkes Will’in kayboluşunu görür ve sorunlar orda çatlak verir.

Bundan en çok etkilenen arkadaşları ve tabii Will’in annesi ile abisidir. Will’in kayboluşuna dair hiçbir şey yapamazlarken çocuğa bu herhalde gebermiştir diyerekten cenaze düzenliyorlar.   Tepetaklak dünya’nın kapılarını açan  bir kız o dünyadan bizim dünyaya transfer oluyor. Bu kız süper güçleri olan bir kız. Onun gücü sadece  öbür dünyayla iletişim kurabilme ve telekinezidir. Yani nesneleri istediği gibi oynatabiliyor. Bu şahıs, arkadaşları bulur. Sağ olsun Michael evinin kapısını ona açar. Herkes neden Michael diye bir düşünmedi değil, düşünün.  Michael kıza adını sorar. Kız da 11 sayısını görür ve ona Eleven demeye başlar. Bunun sözleri milleti birbirine düşürür. Yan hikayelere yerinizi açın.Olaylar gün gün gelişirken oyundaki varlıklar sorun yaratır ve herkes birkaç elin sesini çıkartmaya yer ararlar ve Will’i bulurlar. 2. Sezon ise yine kurban Will olur. Ama bu sefer dünyayı o demogorgonlar basar ve bunlar da aman yarabbi diyim anlayın. Sonra olaylar ve en sonunda aşk vs herkesin hikayesi ortaya çıkar vs. derken hüzünün dibi, komedinin küpü derken merak yönüyle de içimizi mahveder bu dizi.

Bu diziyi anlatırken bu kadar övdüm şaşkınım. Kendimi bu kadar övmemişimdir(yalan). Dizi tek kelimeyle muhteşem. Çocuk başrollü işler genelde kaliteli olur ve onların gözünden yeni bir dünya kurarak büyük ders verirler. Çocukların zekası büyüklerin zekasıyla yarışınca ortaya karmaşa ve güç çıkıyor. 4 ortaokul öğrencisi, kafa kafaya geldiklerinde neler yaptığını gösterdiler.

Orada en hikayesiyle derinden sarsan insan öncelikle Eleven.  Kendi üzüntülerinin yanı sıra çok delikanlı kız. Telekinezi ile yaptıkları ile akıllara durgunluk veren sahneleri sakın kaçırmayın diyorum. Onun dışında ise Dustin çok komik.  Neşeyi genelde o katıyor. Bütün karakterler hakkında beklentiyi yüksek tutun derim. Özellikle Will’in annesinin zekasını esirgemeyin, kimsenin aklına gelmez yaptıkları.

Bu dizide her şey yerli yerinde yapılmış. Büyük bir bütçesi olduğuna inanılan bu iş, büyük bir zeka ürünüdür. Diyalogları yerli yerinde ve her karakterin seç beğen al diyebileceği türden. En güzel kısım da her karakterin kendine özgü bir varlık olmasıdır. Oradaki karakterler klasik olarak yaratılsa da kendilerinden beklenenin dışında hareket etmişlerdir.  Ön yargınızı bir rafa kaldırın, ve bu diziye bir bakın.  1980 yılı ve Amerikayı merak ediyorsanız, bu iş tam size göre.  Haftaya görüşürüz.