Roswell, New Mexico 1. Sezon İncelemesi
Dizi İncelemeleri

Roswell, New Mexico 1. Sezon İncelemesi

Roswell, New Mexico dizisini yabancı dizi severlerden birçoğu duymuştur.  Özellikle eski olanı daha çok bilinmekte. Bir kitap uyarlaması olan bu dizi  The  Vampire Diares, The Originals, Legacies gibi birçok bilimkurgu yapımların yaratıcısı Julie Plec ve birçok isimle hayata geçirildi. Her türlü entrikanın, aşkın, hayatınızda hiç görmeyeceğiniz; psikolojinizi 6 aylık tedaviyle zar zor düzelteceğiniz olayların yaşandığı 1. sezonu  “CW” kanalında yayınlandı. Peki ya neden bu diziyi seçtim? İtiraf edeyim ki ne eskisini izledim ne de kitabını okudum. Julie Plec’in işlerini hayranlıkla takip etmekteyim. Sosyal medya hesaplarınızda görmemek kaçınılmaz.

Tabii ki de bu dizi anlatmak gerek. Çok karışık olsa da Norveçli balıkçıların çözdüğü düğümleri incelemeye başlayalım.  1947 yılında uzay mekiği kaza yapar ve Roswell bölgesine düşer. İşin ilginci kurtulan üç kişi vardır. Üç kardeş 50 yıldan fazla bir süreyle koza dedikleri bir şeyin içinde büyürler.  Ne kazalar geçirdik, kozalarda yetiştik; bize yaklaşanı prizle dost ettik diye boşa dememişler. Bu üç kardeş, kozadan çıktıklarında 7 yaşındadırlar. Üçü de uzaylı olarak kabul edilen kardeşlerin yetenekleri ise farklıdır. Max Evans, ölü diriltir, iyileştirir; Isobel, zihine giriş yapar; Michael, ise Stranger Things’deki Eleven gibi nesneleri hareket ettirir. Oh ne güzel işte, yetişmiş çocuk; sahiplenin.  Kardeşlerden ikisi, yani Isobel ve Max Evans bir aileye evlatlık olarak gider.  Dışarıda kalansa Michael olur.  Yetiştirme yurduna giden Michael, Isobel ve Max ile bir şekilde hep iletişimde kalır.

Yıllarını Roswell’de bir lisede geçiren üç kardeş, başrolleri başkalarıyla paylaştığı için biraz üzgün herhalde. Max Evans’ın bir anlamda göz diktiği, karşı tarafın da boş olmadığını anladığımız bir aşk var ortada: Liz Ortecho.  Bir sebepten lise sonrası aradan geçen 10 yıldan sonra Liz, Roswell’e geri döner. Liz’in gizemleriyle birlikte ‘ne yapıyon bacım sen’ dediğimiz, iki dakika da ortalığı karıştırma dediğimiz Rosa adında bir kardeşi ve boş sahneleri doldurmak amaçlı biblo olarak koyulan, adını bile bilmediğim bir babası mevcut. Tabii Rosa, Liz’in lise mezuniyeti zamanında ölüyor. Gizemli ölümün suçlusu olarak kabul edilen Rosa’nın ardında, kurban olarak iddia edilen  iki kişi de var. Bu iki kişinin ölümüne sebep olduğu için suçlanan Ortecho ailesi, her yıl dönümünde saldırıya uğrar. Liz de nişanlısını terk etmiştir. Zaman çok değişmiştir. Isobel evlenmiş, Max, Şerif olmuş; Michael ise teke gibi kokarak, ortalığı toza dumana katarak karavanda yaşıyor. Max ile Liz’in yeniden karşılaşmasıyla Meksika fasülyesi gibi aşkları yeniden başlar. Isobel ve Michael bu durumdan pek hoşnut olmaz; ilk bölüm spoileri olarak kabul edeceğiniz gibi, bu ikisi Liz’i ikna ederek göndermişlerdir.

Liz, Max Evans’ın uzaylı olduğunu öğrenir. Aynı zamanda uzaylıları öldürmek isteyen güçler de vardır.  Onlarla mücadele ederken hepsinin aşkı daha ilgi çekiyor, biline.  Rosa’nın şüpheli ölümünü çözmeye karar veren Liz, birçok sırra şahit olur, ortalık karışır. Max ile gel- git ilişkisi diyebileceğimiz limonlu cheescake tadında bir aşkları vardır. Isobel’in ise zihin hastalığı yeniden meydana gelir. Isobel’i anlatırken detayını veririm.  Rosa ile birlikte üç kişiyi öldüren kişinin Isobel olduğu düşünülür. Bedenen öyle gözükse de, işin özü çok farklı. Onların dışında kazadan kurtulan biri hatta başkaları da var. Michael onları keşfederken, bütün karakterler ekip olarak bu işi çözer. 8.bölümden beri çözülen bu olaylar, bir karabasan gibi gırtlakta çöküverdi.  Yaşanan olaylarda masum olarak kabullendiğiniz kişilere bir bakın derim. Devir çok kötü, aşık olmayın kış mevsiminde. Burada da şeytanların melek, meleklerin şeytan olduğunu göreceğiniz birçok olaya şahit olurken; Maria De Luca’dan yani Rosa’nın ve Liz’in yakın arkadaşından özür dileyin, hakkına girdiniz garibimin.  Rosa’nın cesedinin yıllardır bir kozada saklı olduğunu keşfeden Max, Rosa’yı iyileştirir ve bizi öldü mü kaldı mı ne oldu diye merak ettirerek sezonu merak ettirerek kapatır.

Photo: John Golden Britt/The CW — © 2019 The CW Network, LLC. All rights reserved

Karakterleri biraz anlatmak istiyorum, ihtiyaç var demekki. Max Evans’dan başlayalım. Max, Isobel ve Michael ile kardeştir. Aralarında en cesur, saf, iyi niyetli biri olarak görülen Max, insanları iyileştirme yeteneğine sahip insan formunda bir uzaylıdır.  En büyük aşkı Liz’in onu terk edişini yıllardır kabullenemeyen Max, Liz ile yeniden karşılaşınca, bütün sırlarını tek tek anlatır. Max’in diğer kardeşleriyle birlikte sakladığı sırlardan biri de Rosa’nın ölümüydü. Bunun dışında ilk başta Liz’in nefretini kazanır çünkü Rosa’nın katilini o sanmıştır. Bunun da vicdan azabıyla o günleri aklından çıkaramıyordur. Bunun gibi düşünceler onu etkilemeye her daim devam ediyor. Liz’in ondan uzak olduğu zamanlarda The Originals’ de “ Freya Michaelson”u canlandıran Riley Voelkel ile vakit geçiriyordur. Cameron( Riley Voelkel), kendisine aşık olunmadığını farkında olup, vazgeçer. Max’ın Michael ile arası pek iyi değildir. Ama ‘Always and Forever’ ruhunu barındıran yani her zaman bir arada olmayı kabullenen bir kardeşlikle hepsine bağlıdır.

Isobel ise Evans kardeşlerin evli olanıdır. Zihine girerek insanları etki altında bırakma gücüne sahiptir. Eşinden, uzaylı olduğunu gizlemektedir. Isobel’in zihin hastalığı ise şu; bazen yapmak istemediği şeyleri yapar ve bayılıp ayıldıktan sonra yaptığı şeyleri hatırlamaz. Bu zamanlarda yine nükseden hastalık ile Liz Ortecho’nun ablası Rosa ile de bir aşk yaşamıştır. Onu öldürdüğünü hatırlar ama olaylar çözüldükten sonra onun öldürmediği ve hiç beklemediği kişinin olduğunu öğrenince tamamen yıkılır.

Michael kardeşlerin en asi olanıdır. Kumlu bir arazide karavanda yaşamaktadır. Herhalde arada bir kumlara ayakkabısıyla basıp, işte kuzu kuzu geldim diye diye dans ediyordur.  Michael, unutulmaz aşkı Alex ile yeniden bir araya gelir. Alex’in dönüşü aşkı filizlendirir ama bir yere kadar. Michael’in bu teke gibi kokusuna, bir parfüm üretilmeli.  Bu arada kendisi sır saklayabilme konusunda üst noktalarda. Elinin kırığı bile kırdığı fındıklarda gizli.  Michael, bilimsel konularla oldukça ilgili bir hazinedir, kırık uzay gemisini tamir etmektedir. 1947’de uzay mekiği kazasında ölmeyen birçok insan ile karşılaşır; hele  bir tanesi ise onun için çok önemli biridir.  Michael, Maria De Luca’ya aşık olur; Alex ve Liz’in en yakın  arkadaşına.  Sen de mi Brütüs!

Roswell, New Mexico — “Where Have All The Cowboys Gone?” — Image Number: ROS104b_0132b.jpg — Pictured (L-R): Jeanine Mason as Liz and E.J. Bonilla as Frederico — Photo: John Golden Britt/The CW — © 2019 The CW Network, LLC. All rights reserved

Liz Ortecho ve Ortechogillerden bahsetmek gerekirse; Liz, Max’ın gözde aşkı ve Kyle’ın da eski aşkı olarak bilinse de öldürülen Rosa Ortecho’nun kardeşi. Ablasının ölümüne yıkılan Liz, eski nişanlısını terk eder, projesindeki fon kesilir; parasız da kalmıştır kesin diye düşünülerek baba evine geri döner. Rosa’nın ölümünün peşine düşer ve uzaylılara da bir panzehir üretir. Kimyasal deneyler konusunda çok başarılıdır.  Max’a olan aşkı depreşir fakat zekasıyla Rosa’yı öldüren; Levent Yüksel’in bu aşkın katili sensin dediği isimi ortaya çıkarır. En yakın destekçisi ise Maria De Luca isimli bir Medyum’dur.

Burada bahsetmediğim bir karakter var; işte o Rosa’nın katili. İzleyin, bulun; ben mi söyleyeceğim? Hayır, asla.

Bu dizinin beğendiğim noktaları The Originals dizisinin ruhunu hatırlatması olmalı.  Hatta uzaylı konularını en iyi ve farklı işleyen dizilerden biri olduğunu kabul edin. Yaz aylarında ne izlesem diye düşündüğünüz bir dizi varsa işte bu, hem aşk hem de bilimkurgu hepinize iyi gelecek.  Senaryosuna dair söyleyebileceğim şey; hiçbir sırrın karanlıkta kalmadığını anlatarak, olayların çözümüne dair alengirli yollardan geçilmesi, doğruyu bulana kadar yanlış sonuçlardan oyuncuları ve seyirciyi hendek atlatma şeklinde devam ediyor.  Diziye dair çözülemeyen bir sır ise Max’ın dövmesi olan işaretin her yerde karşımıza çıkması.  Kökenlerini ifşa eden şey o işaret midir?  Koza ise ‘hadi yaralanalım, kendimize gelelim’ diyebildiğimiz sığınak denen haşlanmış yumurta şeklinde bir koruma alanı.

Anlatacak çok şey var ama bence artık izleyin. Rosa’nın katilini bulun ve yorum yapın. İyi seyirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*