Kung Fury (2015) İncelemesi
Film İncelemeleri

Kung Fury (2015) İncelemesi

Merhaba.

Kısa filmlerin güzel yanlarından biri, inanmayacaksınız ve müthiş şaşıracaksınız ama kısa olmasıdır. Nasıl ezber bozup söylenmeyeni söyledim ama? Yani beğenmezseniz hayatınızdan çok fazla vakit çalınmamış olur (Bir de şimdi bi film 1.5-3 saat, o kadar saate bir sürü kısa film ve incelemesi sığar ama siz buraya takılmayın).

Kung Fury öyle bir film öyle b-film ki birçok uzun metraj filmin yapamadığını 30 dakikaya sığdırıp size müthiş bir keyif veriyor. Normalde yazının sonuna doğru beğendiğim sahneleri yazarım ama hem şimdiden yazasım var hem de hangi birini yazayım diye düşünüyorum.

Öncelikle film tüm 80’ler klişelerini içeriyor. Tam güzel kızla birlikteyken polise gelen telefon, sürekli tevazu fışkıran “işimi yapıyorum” repliği (hani koca ülkeyi teröristlerden koruyorum, bomba imha ediyorum, rehine kurtarıyorum ama bunlar nedir ki? Sadece mesleğimin bir parçası), önceki ortağı öldürüldüğü için yeni bir ortak istememe, şehri kurtarırken bir yandan şehri de mahvedip daha sonra komiserinden “ortalığı yakıp yıktın” diye azar yeme ve patlama sahnelerinin önünde poz verme. Gerçekten çok güzel bir kolajdı.

Knuckles esprisi ve dinozor çağı sahneleri pek iyi değildi. Önce “Hani filmin sonunda şöyle bir epik savaş sahnemiz olsun” fikri ortaya çıkmış sonra da savaştaki kahramanlara bir geçmiş hazırlayabilmek için zoraki olarak konmuş bir sahne gibi geldi. Öte yandan kopmuş bacakla helikopter yapıp havadan düşmanlara ateş etmek de yine az önce belirttiğim sahneleri unutturan türdendi. Ancak tabii ki benim için filmin en iyi sahnesi kesinlikle ama kesinlikle telefon sahnesiydi. Gökdelenin üstünden arabaya atlayıp kapısının açılması için ateş ettiği sahne de baya absürt ve güzeldi.

Genelde absürt-komedi türündeki sorun bu ikisinin arasında bağlantının olmaması. Meselâ komedi unsurunun olmayıp filmin sadece absürt yani özetle saçmalıktan ibaret olması ve seyircinin de sırf absürt olduğu için onu komik zannedip kendini gülmeye zorlamasıdır. Genelde de absürt unsur aşırı (bir daha yazalım AŞIRI) abartıyla sağlanmaya çalışılır. Ancak bu filmde böyle bir sorun söz konusu değil. Mizah ve absürtlük birbirini iyi dengeliyor. Gerçekten görüntü kalitesinin 80’lere yaklaştırılmış olması, hatta ve hatta  çizgi film sahnesinde neredeyse bire bir aynı olması, yapım ekibinin de başarısını ortaya koyuyor. Dublaj deseniz kesinlikle çok iyi. Kısaca 30 dakikalık bir film için taşıdğı artılar bir hayli fazla.

Merak edenler filmi Laser Unicorns’un Youtube sayfasında İngilizce altyazı ile izleyebilirler ki merak etmeniz ve izlemeniz de gerekiyor zaten, zira ben birçok uzun metraj filmin güldürmediği kadar güldürüyor ve eğlendirmediği kadar eğlendiriyor. Filmin IMDB puanı 8.0 ve hâliyle az, kendi türü ve metrajına göre değerlendirecek olursak 8.5’lik bir film. En nihayetinde düşük bir bütçeyle (630.019$) milyon dolarlık filmlere kafa tutabiliyor olması dahi ayrıca bir takdir konusu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*