Hotel Mumbai (2018) İncelemesi
Film İncelemeleri

Hotel Mumbai (2018) İncelemesi

Hotel Mumbai; 2008 yılında Hindistan’da, Pakistan asıllı kişilerin gerçekleştirdiği terör saldırılarına dayanan,  gerçek hikâyeden uyarlanan bir film. Teröristlerin cihat olarak nitelendirdiği ve planlı olarak gerçekleştirdiği birçok noktadan özellikle filmde üzerinde durulan yer Mumbai’deki Taj Mahal Otel’dir. Filmin içine daldığımızda dramatik yapıda sorunları olan ve ana karakter karmaşası yaşanılan bir senaryo görüyoruz. Bu yüzden hangi karaktere odaklanacağı uzun süre çözülemeyen bir hikâye. Bu yapılardaki sorunlar sebebiyle izlerken hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz, öyle ki ben bunu yaşadım. Bunun sebebini preprodüksiyon üzerinde yeterince iyi çalışılmamış olduğundan ya da gerçek hikâyeye çok bağlı kalınması olarak görülebilir. Yapımı uyarlanacak farklı bir gerçek yaşam hikâyesi olan, fakat sinema perdesine yeterince iyi bir kalitede sunulmamış bir film olarak gördüm.

Senaryo üzerinde durduğumuzda otel içindeki gerilim yeterince iyi kullanılmamış. Kapalı bir yerdesin ve içinde teröristler var. Açıkça kaçma kovalama hikâyesi böyle olan bir yerdeki hikâyeye de uygulanması gereken en iyi teknik; gerilimi olabildiğince yükseltmektir. Seyirci olarak izlediğimizde ekrana uzun süre kenetlenmemiz gerekiyor, yakalanacak mı? Yakalanmayacak mı? diye. Film içerisinde bu çok kısa tutulmuş, bunun sonucunu hemen öğreniyoruz. Bu da bir şeylerin tam olarak olmadığı hissini uyandırıyor bizde. Hazırlık ve çatışma ikilisine baktığımızda da aynı problemi görüyoruz. Arjun, sarığını çocukluğundan beri hep dışarı çıkarken taktığını, dini değeri olduğunu ve kendisi için çok değerli olduğunu ifade eder. Bu, filmin başlarındaki ilk sahnelerden birinde sarığıyla ayna karşısında nasıl uğraştığı ile de gösterilir. Arjun yaralı bir kızı taşırken kızın çok kan kaybettiğini görür ve sarığını hiç tereddüt etmeden ve kendi içinde bir çatışma yaşamadan çıkartarak kızın yarasına bastırır. Arjun’un burada ufak bir tereddüdünü görmüş olsaydık başta yapılan hazırlıkların sonucunu daha kuvvetli şekilde görmemizi sağlardı. Filmde en etkili çatışma unsurlarından biri zaman olarak gösterilir. Yerel bölgedeki güvenlik güçleri çok az olduğu için teröristlere çok fazla müdahale edemezler bu yüzden yaklaşık bir günlük zamana tekabül eden bir sürede ulaşabilecek olan başkent Yeni Delhi’deki özel kuvvetten destek isterler. Bu zaman içerisinde otel misafirleri teröristlere yakalanmadan hayatta kalabilecekler midir yoksa herkes bu katliamda öldürülecek midir ? çatışmasını izleriz.

Film anlatıcısı yönetmene baktığımızda kullandığı dil yalın. İzleyiciyi çekimler vasıtasıyla veya kovalama sekanslarıyla merak ettiren, dolambaçlı bir dili yok. Ben burada dolambaçlı bir dil kullanmış olsaydı daha iyi olacağı düşüncesindeyim.  Birçok karakterin başından geçen hikâye olduğu için parçalı gibi görünen hikâyeler kurgusal anlamda yönetmenin işini zorlaştırmıştır. Filmi izlerken hangi karakteri başkarakterimiz yapacağımız sorunu buradan gelir. Bu da, daha çok piyasada tek başkarakterin ön planda olarak çok gösterildiğini ve çoklu başkarakterlerin kıyasla daha az olduğunu gösterir. Detay olarak ekleme yapacak olursam; otelin içerisinde kullanılan yangın ve silah efektleri gerçekçilik bakımından çok profesyonel olarak hazırlanmış ve bize de çok iyi bir şekilde sunumu yapılmıştır.

Filmde en etkili bulduğum sahnelerden bir tanesi otel personelinin kaçış yerlerini bilmelerine rağmen kaçmayıp misafirlere yardım etmesi. Otel personelinin sürekli tekrarladıkları bir cümle var: “Misafir tanrıdır”. Bu misafirperverliğin ve iş dışında da misafire olana vefanın sürdürülmesini gösterir. Personellerin kaçmayıpta misafirlere yardım etmesi; otel personel ekibinin yarıdan fazlasının ölümüne neden olmuştur. Neden kaçmadıkları üzerine olayın gerçekleştiği zamandan bir süre sonra bir araştırma yapılmıştır. Otel; personelleri seçerken daha çok insan karakteri üzerine yoğunlaşırmış bu yüzden en iyi okullardan en iyi notu olan eleman almak yerine daha çok orta halli bir okuldan ortalama bir notu olan fakat iyi bir karakteri olan kişiler alınırmış. Daha az niteliğe ihtiyaç duyulan alanlar için de yoksul mahalleden kişiler içinden eleman alımı yapılırmış. Seçimin ana ölçütü ise yine karakter. Bu nedenle ilk sahnelerde gördüğümüz otelde garsonluk yapan Arjun’un detaylı olarak nasıl yoksul bir mahallede ve evde yaşadığını, ailesini ve dini değerlerine nasıl saygı duyduğu gösterilir. Çevrenin; nasıl karakter üzerinde yapıcı ve şekillendirici bir etkisi olduğunu görürüz.

“Lion” ve “Slumdog Millionaıre” filmlerinde oyunculuğunu çok başarılı bulduğum Dev Patel,  Arjun karakterinde ve garsonluk mesleğinde tanıtılır. Filmin ilk sahnelerinde detaylı olarak gösterilmesi bize başkarakter olarak sunulacağını tahmin ettirir. Fakat bu gerçekleşmez, ilerleyen sürelerde filmde çoklu başkarakter varmış gibi sırayla farklı karakterler üzerine geçilir; Teröristler, Arjun, Zahra ve kocası ve eski Rus subay Gordetsky. Bu yüzden tam olarak yoğun şekilde kimseye odaklanamayız. Fakat sonraları biraz daha baskın olarak Zahra’yı görürüz. Teröristlerin hepsi çok genç olarak gösterilmiştir. Bazı yerlerde teröristlerin beyinlerinin yıkanmış olduğu ima edilir. Şöyle ki bir yerde telefondaki elebaşları, onları sürekli teşvik etmek için “Allah sizi cennette bekliyor bu cihattan sonra” gibi cümlelerle teşvik eder. Ailelerine de yüklü bir miktarda para verileceği teminatını daha önce almışlardır fakat bu; teröristlerden birinin otelde ailesini aramasıyla yalan olduğu bize sezdirilir. Filmin boyunca teröristlerden en az birinde bir çelişki veya kendi yaptıkları katliam üzerinde bir tutarsızlık olursa filmi tekdüze gitmekten kurtaracağı görüşündeydim.  Bu çelişkiyi filmin sonlarına doğru bir teröristin kendi iç çatışması üzerinde görüyoruz. Terörist elebaşının; öldür emrini oteldeki militana vermesine rağmen, militan Müslüman biri olan ve Müslümanların bildiği bir duayı okuyan Zahra’yı kendisi de Müslüman olduğu için öldüremez çünkü onların hedefleri gayrimüslim kesimdir.

Filmi özetlemek gerekirse; bir grup Pakistanlı terörist, sabah saatlerinde bir tekneyle Mumbai’ye gelir. Buradan taksilerle gruplar halinde, emir aldıkları telefondaki kişinin yönlendirmesiyle belirli noktalara gitmeye başlarlar. Bu sırada yoksul bir mahallede aynanın karşısında sarığını düzeltmekte olan Arjun, Taj Mahal oteldeki garsonluk yaptığı işine geç kalmış, acele etmektedir. Arjun, çantasından bir ayakkabısını evde düşürür.  Taj Mahal otele şehrin önemli ailelerinden birinin kızı Zahra Kashani, kocası David Duncan, bebeği ve bebek bakıcısıyla otele yerleşirler. Otelde kalabalık bir personel tarafından karşılanırlar.

Bu sırada Arjun ayakkabıları olmadığı için şef tarafından geri gönderilmek ister fakat Arjun yeni doğacak çocuğundan bahsedince şef Hemant Oberoi yedek ayakkabılarını ona vererek hemen işe başlamasını ister. Teröristlerin ilk grubu tren istasyonuna gider. Tren istasyonu tıklım tıklım doludur. Buraya varan iki terörist burada bir katliam yapıp kaçarlar. Daha sonra bir diğer grup “Cafe Lilopal” adı verilen işlek bir kafeye girip rastgele içerideki kişileri silahları ile tararlar. Buradaki iki saldırgan çevredeki kaçışan kişilerin içine karışarak Taj Mahal Hotel’in içine girmeyi başarır. Diğer saldırganlar da otelin çeşitli yerlerinde beklemektedir. Lobideki herkesi kurşuna dizmeye başladıklarında çok az bir kısmı kaçmayı başarır. Arjun o sırada otelin lüks bir restaurantında Zahra ve kocası ve Gordetsky adında eski bir Rus subayın da olduğu misafirlere servis yapmaktadır. Restaurant, otelin lobisine yakın olduğu için Arjun lobideki katliamlara şahit olur ve restauranttaki herkesi uyarır. Teröristler oteldeki odalara çıkar ve rastgele insanları öldürürler. Oteldeki resepsiyondaki kız, polisi arar fakat yerel güç sayısı çok azdır. Geçmiş saldırılarda çok kişi kaybetmişlerdir. Bu yüzden başkentteki özel kuvvetten yardım isterler fakat özel kuvvetin gelmesi çok üzün sürecektir. Zahra ve David’in bebeği odada bebek bakıcılarının yanında olduğu için David bebeğinin yanına çıkar. Yolda teröristlerle karşılaşır, zor da olsa kaçmayı başarır onlardan. Bu sırada Arjun misafirleri otelin en güvenli bölgesi olan güvenli odaya götürür. Buraya daha sonra gelen bir gruptan bir kişi yaralıdır eğer dışarıda tedavi edilmezse ölecektir. Arjun onu dışarı götürmeye karar verir fakat yaralı kızı yolda teröristler öldürür. David odaya ulaşınca bebeği ve bebek bakıcısını oradan çıkarır. Bir süre sonra yine teröristlerle karşılaşır. Bebeği ve bebek bakıcısını bir dolaba saklar fakat kendisi yakalanır. Teröristler onu rehine olarak bir odaya götürürler. Güvenli odada otel personelinin kaçma ihtimali varken bir kişi dışında hiç kimse kaçmaz. Onun yerine misafirlerin güvenliği için çalışırlar. Yerel polis ekibinden altı kişi otele girmeye karar verir. Bunların dördü öldürülür.  İki polis memuru, güvenli odaya girmeye çalışan teröristleri bertaraf etmek için ateş ederler. Fakat çok kalabalık olduğu için bir süre sonra kaçmak zorunda kalırlar. Zahra ve Gordetsky güvenli odadan çıkar, bir süre sonra yakalanınca David’in de bulunduğu odaya götürülürler. Burada Zahra dışında herkes öldürülür. Zahra, İslam dininden bir dua okuduğu için terörist onu öldüremez ve onu öylece bırakır. Yeni Delhi deki özel kuvvet otele girerek oradaki teröristleri etkisiz hale getirir. Filmin sonlarına doğru Zahra bebeğine kavuşur.

Genel olarak filme baktığımda geçmişte yaşanan vahşetin uzun bir video olarak yeniden canlandırılması, tarihi bir katliama bizi tanık etmesi ve bu olayı insanlara tekrar hatırlatması olarak görüyorum. Hayvan avlar gibi insanların öldürülmesi rahatsızlık uyandırıyor ve ağır bir şiddet filmin geneline hakim. Çocuklarla izlenilmemesi gereken ve sadece bu olayı merak edenlerin izlemesi gerektiğini düşündüğüm bir film.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*