10 Things I Hate About You (1999) İncelemesi

10 Things I Hate About You (1999) İncelemesi

90’lı yıllara geri dönmek, tüm sinemaseverleri mutlu edebilir. Her zaman gündemde kalmak istemeyiz. Eh büyük insanlar, neler başarmış diye de bir görmek lazım.  Zaman makinenizi cifleyip çalıştırmanızın vakti gelmedi mi? Aç kapıyı, yumurta var.  1999 yılında Gil Junger’in yönetmenliğini yaptığı “Senden Nefret Etmemin 10 Sebebi”, sizleri  yaz sıcağında terletmeyen, girdaplarda halay çektirmeyen yalın  komedisiyle en doğru tercihiniz olmak için aday olmayı başarmış durumda.  Bazen romantik komedilerde ağlamak istemezsiniz, sizleri üzmesini veya çok da güldürmesini istemezsiniz. Bu duyguları besliyorsanız; yazı başına!

Kült eserimizi anlatmak gerek. Bianca ve Kat adında iki kız kardeş vardır. Babalarının kurallarına göre liseyi bitirmeden, biri ile çıkamazlar. Bir elin her parmağı aynı olmadığı için de kardeşler birbirinden farklı. Bianca, okulun çok popüler olmayan kızlarındandır ve amacı da lisede biriyle çıkabilmektir. Kate, ise aşk tarağında bezini kaybetmemiş; feminist ve okulda hayalet niteliğinde biri. İki kardeşi anlatmak için daha çok zamanımız var. Her neyse,  Bianca, bir yerlere gitme, birisiyle çıkma dileğini babasına söyler. Babaları da yeni kuralı dile getirir; Kat, biriyle çıkarsa; Bianca da çıkabilir.  Tabii iş daha zorlaşır bu kararla; Ferhat, boşver  Şirin’i , sana kız mı yok dedirtecek kadar tüm kahve ahalisinin iknasını belirtmenin zamanı, kararla birlikte paralel biçimde devam etmekte.  Kız kardeşini ikna etmeye çalışan Bianca, Kat’e sevgili bulma yolunu tercih eder. Erkek arkadaş modeli, Kat’in aşık olamayacağı kadar serseri tarza sahip bir genç.  Bianca’nın çıkmak istediklerinden biri olan Cameron, bu yola ortak arkadaşlarıyla birlikte baş koymuştur; serserimizi para ile ikna ederler. Yeni yastık aldırtan plan, başlarda işlemese de Kat’i ikna etmenin yolları feminizmden geçer. Bir anda ortak noktalarını fark eden ve dönüşüm noktalarını bulan ikili arasında aşk başlar. Peki ya plan işledi mi? Herkes mutlu sona ulaştı mı?

İki kardeşi anlatmak gerekirse; Bianca’dan başlamayı seçiyorum, favori olmayanını tercih ettim. Popüler olmayı ve biriyle çıkmayı; aşkı ve gençliği buna adamış bir kız.  Ulaşmak için de tek seçeneği ablası Kat’i ikna etmek. Havai bir yapıda olan Bianca, Cameron’u da duruma katarak,  ablasına sevgili bulur; parasıyla değil mi, iş kolay.  Bir yandan kime aşık olduğunu bilmeyen Bianca, bu süreçte eğriyi doğruyu görür.  Kat ise feminist yazarları okuyan, aşk ile bir ilgisi olmayan bir kızdır. Peki onu ikna etmek, 40 tenekeden kıl çıkartmak kadar zor mu derseniz; evet, öyle.  Paralı aşkını başlarda kabul etmeyip, sonra onsuz olamaması da karakterimizi dönüştüren en güzel etkenlerden biri. Ayrıca bir hayali daha var;  şehir dışında üniversite okumak hem de burslu. Babası buna razı gelmez. Sırlar ortaya çıktığında, Kat neden böyle diyebilecek misiniz?

Filmin senaryosuna geldiğimizde; 90’lı yılların liselilerini tam anlamıyla gösteren  26 dakikalık bir komedi dizisi tadında olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Shakespeare’in orijinal fikrinden esinlenen kült filmde, garip duygulara kapılmak mümkün. Üzülme duygusuna çok yer vermeden, tebessüm ettiren güldürü ile harmanlanan sahneleri göz önüne seriyor. Bir yandan hiç söyleneceği düşünmediğiniz veya aklınıza gelmeyen sırları pat diye ortaya dökmesi hayran bırakıcı özelliklerinden. Karakterlerin ayrı özelliklerini ve düşünce yapılarını farklı sahnelerde gösteren ve lise hayatınızın bir  noktasına dart çubuğu getiren anlara şahit olabilirsiniz.   Kadın – Erkek eşitliği meselesini komedi öğeleriyle birleştirilmesi ve edebiyata can veren önemli isimleri hatırlatması ile birlikte feminizmi yayma çabası var.  Önemli olan bir düşünceye sahip olmak değil; o düşünceyi dozunda verebilmek. Abartı ve çıkarılması gereken sahneler de vardı. Mesela rehber öğretmen detayı.  Irkçılık meselesini de filmin içine yerleştirmelerini tebrik etmek gerek. Müzikal filmlere benzer detaylar, türe taş çıkartıcı nitelik barındırıyor.

En beğendiğim sahne ise , filmdeki karakterlerin garip huylarında gizli. Şarap- Peynir partisinin adının  değiştirilmesi, siyahi öğretmenin Kat ile çatışmaları,  alaycı lise hayatı gibi durumlar güldürü öğesini arş noktasına kadar çıkarıyor. Hele de o spor alanındaki serenat, unutulmamaya değer.

Yaz zamanlarında tatile gidemediyseniz, diziye de başlamak istemiyorsanız; oklar bu filmi göstermekte. İyi seyirler.

 

İlgili Linkler
Film İncelemeleri
Selim Şentürk
Selim Şentürk Sinemecra Yazarı
Tüm Yorumlar0