La Forêt 1. Sezon İncelemesi

La Forêt 1. Sezon İncelemesi

Fransız yapımı Netflix polisiye dizisi La Forêt (The Forest) ortalamanın üzerinde gördüğüm bir yapım oldu. 6 bölümden oluşan ilk sezonda senaryo Delinda Jacobs tarafından yazılmış. Yer yer durağan ve sıkıcı sayılabilecek kısımları olsa da hikayenin bir bütün olarak sürükleyici olduğunu düşünüyorum. Lise öğrencisi Jennifer’ın kaybolmasıyla başlayan olayların halkı paniğe sürüklediği küçük bir Fransız kasabasında, güvenliği birkaç kişilik ekipten oluşan jandarma karakolu sağlıyor. Ekip suçluları bulma ve yakalama konusunda Amerika metropollerinde geçen suç yapımlarından alışkın olduğumuz büyük şehir polisleri veya FBI gibi hızlı olmasa da günümüz teknolojisi ve imkanlarını kullanıyor. Yine çoğu Amerikan polisiye film ve dizisinde de kasabalarda birkaç Şerifin bulunduğu küçük karakollarla güvenliğin sağlandığını ve işlerin yavaş ilerlediğini görmeye alışkın izleyici için, The Forest bu tarzın Avrupa versiyonu diyebiliriz.

Dizide en gizemli karakter polis olmamasına rağmen ard arda kaybolan 3 genç kızın bulunmasında önemli rol oynayan öğretmen Eve. İlk bölümden itibaren öğrencilerine bir öğretmenden fazlası olarak, daha çok bir abla gibi yaklaşması ve her gencin sorunlarıyla yakından ilgilenmesi sebebiyle soruşturmaların hep içinde yer alıyor. Ayrıca geçmişi ve çocukluğuyla ilgili aralarda ortaya çıkan gerçeklerle de gerçekte kim olduğu hakkında izleyicinin merakını hep taze tutan bir karakter.

Hem senaryo hem de karakter incelemesi olarak diziye olumsuz baktığım bölümlerin çoğunun sebebiyse; Jandarmalardan Virginie.

Spoiler…

Virginie karakteri gerçekten de neredeyse her repliği ve yer aldığı her sahne ile bu kadın nasıl olmuş da bir takım sınavları geçip bir emniyet gücünde çalışabiliyor dedirtiyor izleyiciye. Sorgulaması gereken şüphelileri ‘o iyi biridir yapmaz öyle şeyler’ diyerek sorgulamıyor, sorgulamak isteyenlere engel olmaya çalışıyor. İlk genç kız kaybolduğunda onu aramak için hiç acele etmezken kendi kızı kaybolduğunda birçok kanunu çiğneyerek onu bulmak için her imkanı seferber ederek birçok tehlikeye giriyor. İşini tamamen duygularıyla hareket ederek yöneten Virginie için, senaryoda izleyiciyi kötü karakter olmadan nasıl sinir edebilirsiniz sorusunun cevabı gibi davranıyor diyebilirim. Gerçekten de rahatsız edici bir karakter. Hiç kimsenin mükemmel olmadığını mı anlatmak istemiş senarist bu karakteri yazarken yoksa sinir olduğu ve çok iyi tanıdığı birini biraz da abartarak mı karakteri yaratmış bilinmez, bugüne kadar izlediğim o kadar polisiye dizi içinde en yeteneksiz ve kusurlu polis karakterdi.

Virginie’nin tüm saçma hareketlerine karşılık yine birçok polisiye dizide görmeye alıştığımız yeni emniyet amirinin göreve başladığı ilk gün klişesiyle karşımıza çıkan Decker, soruşturmaların çözüme ulaşmasındaki önemli rol sahiplerinden biri. Diğeri de öğretmen zaten. Jandarma karakolundaki diğer çalışanların daha çok figüran gibi işlevleri var. Her bölümde en fazla birkaç cümle kuruyorlar ve getir götür işlerini yapıyorlar. Bekar bir baba olan Decker, kaybolan kızların kendi kızıyla aynı okula gitmelerinden de dolayı, soruşturmalara çok dikkatli ve özenli yaklaşıyor. Fevri hareketlerden kaçınıyor, doğru delillere ulaşıyor ve doğru zamanda hamle yapıyor.

İlk kaybolan kızın ormanda ölü bulunmasının ardından, yakın arkadaşları olan 2 kızın daha kaybolması küçük kasabada yaşayan herkesi tedirgin ediyor. Ölen kızın yeteneksiz Virginie’nin eşiyle ilişkisi olduğunun ortaya çıkması, kaybolan diğer 2 kızın aslında ilk başta kaçırılmayıp evden kaçtıklarının anlaşılması gibi olaylar final bölümüne kadar izleyiciyi meraklandırıyor. Ancak hikayenin en başından beri öğretmen Eve ile fazla iç içe olması final bölümünde gizemlerin bu karakter etrafında toplanacağının sinyalini veriyor. Aslında ölen kızın cinayetiyle seneler önce aynı ormanda öldürüldüğü ortaya çıkan 2 kadının cinayeti arasında bağlantı olduğu ve hepsinin aynı kişi tarafından öldürüldüklerinin anlaşılması soruşturmalar sona doğru yaklaşırken izleyicinin aklında birçok soru bırakıyor.

Virginie’nin kızı Maya’nın başta evden kendi isteğiyle kaçıp daha sonra kaçırıldığının ortaya çıkması, bu sırada Eve’in bir şekilde sürekli ormana giderek aslında var olmayan beyaz bir kurt görüp onu takip ederek yeni ipuçları bulması gibi olaylar hikayeyi sürükleyici hale getirmeyi başarıyor. Ancak en sürprizli kısım Eve’in aslında kim olduğunun ortaya çıkması.

Hafta sonunda bir solukta izlenebilecek bir dizi olabilir. Eğer fazla silahlı çatışma olmadan olayların birbirini takip ettiği polisiye dizileri seviyorsanız The Forest sıkılmadan izlenebilir. Avrupa yapımı suç dizilerinin de artık Amerikan yapımları kadar özgün senaryolar ortaya çıkarıyor olması bence bu türü geliştiriyor. Çok büyük beklentiler olmadan izlendiğinde olumlu izlenim bırakabilecek bir dizi.

İlgili Linkler
Dizi İncelemeleri Netflix
Duygu Omay
Duygu Omay Sinemecra Yazarı
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*