Sightseers (2012) İncelemesi

Sightseers (2012) İncelemesi

Merhaba.

Bugün de IMDB listelerine daldık, bugün de ne izlesek de yazsak diye düşündük. Fragmanlara aldandık ve itiraf ediyorum kandırıldık. Aldatıldık, aldatıldık, mizah böyle değil. Böyle deyince de yazının ne yöne evrileceği tamamen belli oluyor. Neyse, bir dahaki sefere daha gizemli yazıp görüşümü son paragrafa saklarım artık.

Sightseers‘ın konusu tuhaf çiftimizin planladıkları gezi rotası üzerinde karşılarına çıkan bazı insanları öldürmesi üzerine kurulmuş. Peki sebep? Chris kitap yazıyor ve ilhama ihtiyacı var. Peki Tina neden öldürüyor? O da daha ziyade Chris’e nispet olsun diye. Kısacası sebepler gayet tırt.

Filmle ilgili genelde “İngiliz mizahı olunca tuhaf oluyor” diye yorumlar yapılmış ancak alakası yok. İngiliz mizahı konusunda otorite değilim ancak “Jimmy Carr”, “Frankie Boyle” ve “Ricky Gervais” gibi komedyenler ile “Mock The Week”, “Would I Lie To You” ve “8 Out Of 10 Cats” gibi yapımları izlemiş (takdir edersiniz ki hepsini değil) biri olarak bu kadar boş yapılan bir yapım görmedim. İngiliz mizahı falan değil, burada direkt bir mizah yetmezliği var. Komedi adına bir, filmin başında Tina’nın 60 kere “mum, mum, mum” dediği sahne var (ki “Family Guy”dan aşina olmadığımız bir sahne değil), Chris’in öldürdüğü adamın ardından “zaten Daily Mail okuyan biriydi” dediği sahne ve yine Chris’in “umarım evi bulur” derken, köpek yerine arkadaşını kastettiği sahne var o kadar. Bunlar da çok matah espriler değil açıkçası. Şahsen yegâne gülümseten sahne, ilk seks sahnesinde arabayı kenara çekmeleri ama çektikleri yerin 5m ilerisinde bir sürü insan olmasıydı o kadar. Koskoca bir buçuk saatlik filmde aklımda bunlar kalmış ki son söylediğim sahneyi filmin üzerinden hızlıca geçerken gördüm de hatırladım, o yani. Daha çok güldüren kısa filmler var.

Ancak kötü noktalar bununla da bitmiyor. Belki biraz yanlış olacak ama filmin fragmanını ilk izlediğimde aklıma “God Bless America” geldi ve ister istemez onunla kıyasladım ve gerçekten bu filmin yanında şaheser gibi duruyor. Öncelikle “God Bless America”da kahramanımız kanserdi ve çok da insancıl biri değildi ve gereksiz gördükleri kişileri öldürürken önce sebebi gösteriyorlardı. Ancak bu filmde tersi işleniyor, kurbanlar önce basit bir sebepten öldürülüyor sonra arabanın radyosunda “aaa zaten çok kötü biriymiş” diye haklarındaki gerçekler ortaya çıkıyor. Yani adamın öldürülmeye değer olduğunu adam öldürüldükten sonra açıklıyor.

Karakterlerin katilliğe evrilmesi de yine çok kötü işlenmiş. Chris’in kazayla öldürdüğü adama üzüldükten sonra ikinci cinayetini çok rahat işlemesi gayet saçmaydı. Hani ilk cinayetinden sonra ilham gelmiş olsa, kitabını daha iyi yazdığını falan fark etse de o yüzden devam etse hadi bir nebze. Karakterler öylece katil oluveriyorlar. Karakter gelişimi aniden oluyor. Mesela Chris’in başka bir kızla öpüştüğü sahne de resmen anlam bütünlüğünü bozan cümle tadındaydı. Tina’ya öldürme sebebi vermek için çok zorlama geldi. Sonrasında aynı türden bir aldatmayı Tina da yapamadı. Tüm kısım komediden uzaktı. Aynı şekilde cinayet şekillerinde de bir orijinallik yok ki biraz üzerinde düşünülseymiş filme mizah katılabilirmiş.

Oyunculuklara gelecek olursak gayet iyiydi diyebilirim. Sanki oyuncular gerçek hallerinde de böyleler dedirtti. Mesela God Bless America’daki başrol abimiz bu kadar iyi değildi. Film adına yegâne artılardan biri, hatta belki de yegâne artı. Filmin final sahnesi de yine fiyasko. Tam “final bulamadık öldürek gitsin” tadında. Tina’nın neden atlamadığı da belli değil. Hani son anda köpeğin gerçekten Poppy’nin yapacağı bir hareketi yapıp onu şaşırtması veya annesiyle ilgili absürt bir olay olsaydı da o yüzden atlamasaydı yine tamam. Direkt nedensiz atlamadı yani. Sonrasında da kitabı Tina bitirip kendi yazdım diye ortalıklarda gezinseydi, ödül falan alsaydı yine iyi olurdu ama olmadı. Sözde her şeyin başlangıcı bir nevi kitap ancak sonrasında kitap çalışmalarına ne olduğunu bilmiyoruz. Ya da tüm suçları Chris’e yükleyip sadece saçma/komik bir hayvan katlini üstlenseydi belki yine daha iyi olabilirdi ama bunu da görmedik.

Her iki karakterin de kameraya baktığı sahnede kameramanı falan atarlar diye bekledim yine olmadı. Durup durup son sahnede bakmalarının ne gereği vardı? Kısaca komedi adına ne beklediysem olmadı. Peki bu hoş bir ters köşe mi? Hayır.

Filmin IMDB puanı 6.5 ve bence gayet fazla, 3.8 iyidir.

İlgili Linkler
Film İncelemeleri
Semih İspir
Semih İspir Sinemecra Yazarı
Tüm Yorumlar0
Scroll Top