Five Feet Apart (2019) İncelemesi

Five Feet Apart (2019) İncelemesi

Geçen gün izlediğim ve duygusal olarak etkisinden çıkamadığım Five Feet Apart filmini yazmak istiyorum. Bazen en ufacık şeyi bile takarız. Aslında sağlıklı bir şekilde hareket ettiğimiz ve nefesimizi ciğerlerimize kadar derinden çektiğimiz hayatımıza minnet duyup, bu filmi kesinlikle izlemelisiniz. 🙂

Five Feet Apart filmin konusu; Kistik Fibrozu olan bir çift genç hastanede buluşur ve aşık olurlar, ancak hastalıkları nedeniyle yakın fiziksel temastan kaçınmaları gerekir.

Dipnot 🙂 Spoiler içerir.

Yönetmen Justin Baldoni’nin duygulara dokunduğu ve başrollerinde Cole Sprouse, Haley Lu Richardson’ın oynadığı film her ne kadar ”The Faut In Our Stars” (Aynı Yıldızın Altında) benzetilse de bence hikâye akışı, kurgu ve duygusal geçişler bambaşka…

Çocukluğundan beri hastanede tedavi gören Stella kistik fibrosiz hastasıdır. Ablası Abby’den sonra hastanede en yakın olduğu kişi Page’dir. Onu her gün kontrol eder. Telefonundan mesaj atar ya da görüntülü aramada sürekli orada mı diye kontrol eder. Stella’nın yaşamında tutuğu diğer bir şey ise yeni doğan bebeklerdir. En çok arzuladığı şey onlara dokunabilmek ve bu yüzden sanki onları kucağına alıp dokunabiliyormuş gibi hissettiğini görürüz. Bir gün Stella yine odasından kaçarken karşı odadaki Will’in kapısını gözetler, arkadaşları yaptığı davranışlara sinirlenir ve Will bunu fark eder. Görür görmez Stella’yı takip eder. Stella yine yeni doğan bebekleri seyrederken Will gelir ve burada taşınırlar. Tabi biraz çekişmeli bir tanışma olur. Stella, Will’in odasında ilaç aracının olmadığını görür ve Will’e sinirlenir. Will kendisine organ bağışı gerçekleştirilemeyeceği için tedavi olmayı reddeder. Stella bu duruma el atar. Çünkü; kendisi ölümden korkar ve bu yüzden hayatını artık kontrolcü bir şekilde sürdürür. Will ilaçlarını düzenli dizer, günlük program listesini yapar ve bunun üzerinden uygulama oluşturur. Will ile anlaşma yaparlar ve Stella sürekli egzersiz ve ilaç kullanımları için Will’i görüntülü arar. Beraber bu sabırlı rutini geçirirler.

Her akşam hastanenin bir köşesinde buluşurlar; ta ki hemşire onları yakalayana kadar… Will bir daha olmaz der ama hemşire ‘Benim gözetimimde birbirlerini seven bir çift öldü, bir daha buna asla izin veremem’ der. Stella’dan uzak durmasını söyler. Bu yüzden Will, Stella’dan uzak durur. Odasından çıkmaz ve telefonlarına cevap vermez. Stella, Will’in odasına gitse de aldığı cevap hep ‘uzak dur’ olur. Page, Stella’nın yanına gelir ve beraber hastanenin bekleme odasında oturur ve birbirleriyle şakalaşırlar… Stella duvarda bir görsele takılı kalır. Sonra hemen odasına gider. Günlük rutinlerini ve hastalığını anlattığı Youtube kanalında bu duruma meydan okuyan bir paylaşım yapar.

‘Madem KF benden ve bizden bunları çaldı, ben de karşılığında küçük bir şey çalmaktan çekinmiyorum. Bir adım, tam bir adım. Uzaydan, mesafeden, ölçüden, nereden isterseniz oradan. Bunu çalmaya çekinmiyorum çünkü KF artık hırsız sen değilsin benim!”

6 adım mesafeliğini 5 adım olarak indirir. Mikrobun bulaşmayacağı hijyenik eldivenini anlatır ve ilk zincirlenirini kırmaya başlar. Aslında Stella burada hastalığın mücadelesi için cesurca bir adım atmış olur. Will’in kapısına dayanır ve ‘Var mısın?’ der 🙂

İlk buluşmalarından sonra Stella, Will’in doğum günü için sürprizli oyun yapar. Her ne kadar insan yaşamında mücadele veriyor olsa da, böyle hayat dolu şeyler yapması muazzam bir şey… Ben olsam bu kadar hayat dolu olamazdım. Yakın zamanda kaybettiğimiz cesur kadın Neslihan gibi… Doğum gününde bütün herkes orada olur sanki hastalıklarından mücadele vermiyormuş gibi delicesine eğlenirler.

Hemşire öfkeli bir şekilde onları yakalar. Herkes odasına dağılır. Hemşire, Will’in başka bir odaya nakil olması için bilgisayara form dolduracağı sırada Page’in odasından sinyal sesi gelir. İlk başta yine üstüne oturdu, bizimle dalga geçiyor sanarlar. Fakat odaya girildiği sırada Page yere yığılmıştır. Bütün müdahalelere rağmen kurtulamaz. Bunu gören Stella kriz geçirir. Sürekli sevdiklerinin öldüğünü görmekten ve en yakın dostuna bile sarılamamaktan, dokunamamaktan yakınır. Will yanına gelir onu sakinleştirmeye çalışır ve ona tam sarılmaya kalkarken Stella öfkelenir. Onu odasından kovar. Will odasında çantasını hazırlar, hastaneden tamamen ayrılmak ister. Stella’yı hastanenin dışında görür. Yan tarafta Will gitmemiş, oradaki odada oturur. Will, Stella’yı görür dışarı çıkar ve içeri girmesini söyler. Stella ”O kadar zaman yaşayabilmek için tedavimi uygulayabilmek yerine, tedaviyi uygulamak için yaşadım. Ben yaşamak istiyorum.” Artık ışıkları görmek istediğini dile getirir. Elinde eldiveni olduğundan Will’in elini tutar. İkisi zor nefes alarak tepeye parka çıkarlar.

Stella buz tutmuş göle doğru adımını atar ve çocuklar gibi eğlenir. Sonrasında Stella’ya mesaj gelir; ciğer bulunduğunu ve 3 saat içinde hastaneye dönmesi gerektiği bilgisini alır. Stella mesajı okumamış gibi yapar ve eğlenmeye devam eder. O sırada Will’in telefonuna mesaj gelir. Will, Stella’ya kızar ve oturdukları yerden kalkıp hemen Stella’nın gelmesini ister. O sırada Stella oturduğu yerden göle düşer. Will ”çok komik hadi kalk” dediği sırada Stella’nın düştüğü buzlar kırılır ve Stella suya düşer. Will onu sudan çıkarmaya çalışırken Stella birden ışıkları görür. Sanki ölüme yaklaşmış gibidir ancak son anda Will, Stella’yı yukarı çeker. Suni teneffüs yapmak zorunda kalır. Tüm nefesini Stella için harcar. Stella boğulmaktan kurtulur ama Will baygınlık geçirmiştir. İkisi de hastaneye kaldırılır.

Stella nakil olmayı reddeder. Hemen yanında müdahale edilen Will oksijen maskesini çıkarır ve Stella’ya nakil olması için rica eder. Will kendi tedavisinin olumsuz gittiğini öğrenir. Ve hastaneden bütün eşyalarını taşır. Veda etmeden önce Stella için video ve sürpriz hazırlar. İşte beni mahfeden sahne yaklaşıyor. Stella uyanır, ona bilgisayarı açarlar. Will tedavisinin olumsuz gittiğini söyler. Sonra yattığı yerin perdesini açarlar. Will onun için dışarıda bütün ışıkları kurar ve yakar.

Ve işte o mahfeden veda sözleri: “İnsanlar her zaman bir şeyi seviyorsan bırakmasını bilmek zorundasın”der. Bunun hep saçmalık olduğunu düşünürdüm, az daha öldüğünü görene kadar. O anda Stella, benim için hiçbir şeyin önemi yoktu, sen hariç. Üzgünüm, gitmek istemiyorum, tek istediğim yanımda olmak ama olamam. Güvende olmanı istiyorum. Benden uzakta. Hayat ne getirir bilmem ama bunların hiçbirinden pişman olmayacağım. Gözlerini, gözlerini kapatabilir misin? Sen hala bakarken nasıl gidebilirim bilmiyorum.”

O yüzden Stella’nın son sahnesinde söylediği gibi: “Erkeğinize dokunun, kadınınıza dokunun, hayat bir saniyesini bile harcamak için çok kısa.

İyi Seyirler 🙂

 

İlgili Linkler
Film İncelemeleri
Tüm Yorumlar0