Normal People 1. Sezon İncelemesi

Normal People 1. Sezon İncelemesi

Kararsızlıkların dünyasında bir aşk yaşadığınızda içinden çıkamayacağınız şeyler olacaktır. Buna yer veren HuluTV özel yapımı  Normal People dizisi, seyircisiyle buluştu. Sosyal medyada yapılan reklamları haricinde dizinin ismini duyduğumda;  kim bu dünyadaki tek normal diyerek ve konusunu okuyarak başlamaya karar verdim.  İrlanda’da geçen dizideki zaman aşımına ve aşka merhaba demek istiyorsanız, diziyi dinlemenin vakti geldi.

Cornell ve Marianne, lise çağında İrlanda’da yaşayan iki gençtir. Marianne’nin, varlık durumu yüksek olsa da çekingen olduğu için kimselerle sohbeti yoktur; Cornell ise okulun popüler sporcusudur. Marianne, herkese cevabını kargolardan daha hızlı verse de hiç arkadaşı yoktur. Cornell’in annesi Loraine, Marianne’nin ailesinin evinde temizlik görevlisi olarak çalışıyordur. Cornell’in Marianne ile sohbeti, evde devam etse de okulda onunla konuşmaz. Giderek yakınlaşan ikili, kendi kurallarının yasak aşklarını oluşturmuşlardır. Cornell, Marianne ile sevgili olduğunu saklar. Bir yanlış anlaşılma sonucunda Marianne ile Cornell ayrılır. Marianne okuldan da ayrılmıştır. Aradan zaman geçer ve Cornell, üniversiteye gider. Ortamı bulunduğu yerden oldukça farklı olduğu için zekasını tamir etmeyi unuttuğunu fark eder, konuşulan ve yaşanılan durumların ona göre olmadığını fark etse de   ortama ayak uydurur. Marianne ile karşılaştığında; onun eski haline göre oldukça arkadaş canlısı, sosyal biri olduğunu görmüştür. İkisinin de karakterleri değişmiştir. Marianne,  okuldaki siyasi kulüplerinin aranan ismi Gareth ile sevgilidir. Cornell ve Marianne, bir araya gelse de her şey sürekli değişecektir. Bu ikili yeni benliklerine uyum sağlayabilecek midir?

İlk olarak ikilinin lise hayatını 3 bölümde anlatmışlardır. 25 dakikanın üzerinde olan her bir bölümde, Cornell ve Marianne’ye odaklanılmış. Kararsız ikilinin duygusal boşlukları, Cornell’in yazarlık çabaları, aşırıya kaçan erotik sahneler ve ayrılıklar ile bezenmiş sahneler yaratılmıştır. Dizi tempo olarak oldukça yavaş gittiği için sahnelerin kağnı üstünde gezdirilen  kamera ile çekildiğini düşünebilirsiniz.

Cornell karakteri, popüler biri olarak gözükse de başından beri içine kapanık olarak gösterilmektedir. Kalabalığın içindeki yalnızı temsil etse de arkadaşlarına uyum sağlar. Marianne’yi utançmış gibi saklamasını kendine bir türlü affettiremese de, ona çok şey kaybettirmiştir. Üniversite hayatı onu oldukça değiştirir ve çalışkanlığını gösteremediği için hırslanır. Kendini göstermeye çalışsa da, Marianne onu affetse de hiçbirimizin onu affedemediğimizi ve Marianne’nin yerine oh çektiğimizi itiraf edebiliriz. Aşk konusundaki fikirleri, kendi içinde ve aşırıya kaçmayan şekilde olsa da kişisel gelişimi eksik biri ve travmaya yatkınlığı yüksek olan karakter olarak gösterilmektedir.

Marianne ise, lisede kendini göstermeyen ama başarılı bir öğrencidir. Aileden yana şansını başka kulvarlara kaptırmıştır. Annesi ve  abisi ile iyi geçinemiyordur. Abisi Alan, onu zekasından dolayı kıskandığını her zaman belli ediyordur. Marianne, dizinin kararsız tarafını temsil etse de Cornell ile olan aşkına Cornell’den daha fazla inanmıştır lise zamanında. Üniversiteye gittiğinde popülerleşse de yanlış aşklara ve garip kafalara bürünmüştür.

Dizinin güzel sahneleri 6. Bölümden itibaren başladı diyebiliriz. Dizi içersinde fazla kararsızlık ile geçen sahnelerde, artık bir aksiyon görülmüştür. Bir yandan ülke turu attıran dizi, İrlanda dışında İtalya ve İsveç’de geçmiştir.  İtalya sahneleri oldukça renkli iken, diğer kısımlar Marianne’nin kararsızlığı ve Cornell’in depresyonu gibi gri bir havada geçmiştir. Zaman aşımlarına sıkça başvurmaya gerek duyulmasa da karakterlerin ruh halini anlatmayı başarmıştır.

Oyunculuklara geldiğimizde çok tartışmalı olsa da yalın ve sade bir  oyunculukları olan Cornell ve Marianne, dışındaki karakterlere kendini gösterecek sahneler yetersiz kalmıştır. Dizinin başkasını tanımaya vakti olmasa da diğer karakterleri de merak ettiriyor. Elindeki malzemeyi ikiliye harcasa da diğer karakterlere inebilecek zaman yaratmaları gereklidir. Cornell, Ryan Gosling’e benzediğinden; o sete gidemediğinde yerine çağrılabileceği için oldukça şanslı bir tipolojiye sahip.

Dizinin müziklerinden güzel bir playlist oluşturulabilir. Kim seçtiyse müzikleri, o kişinin kesinlikle Spotify’a  genel müdür olarak getirilmesi gerekli.

Dizi İrlanda aksanını güzel bir şekilde vermiştir. Bununla birlikte, Normal People’ın aynı isimli bir romandan çevrilmesi, okuyucusunu çekmeyi başarmış.  Dizinin temposu oldukça yavaş olsa da duyguları oldukça iyi yansıtabilmiştir.  Bazı olayların sebeplerini bir sonraki bölüme bırakması, sanki seyirciye ayıp olmasın; biz çektik yani siz şimdi izliyorsunuz ama hadi affettim iki cümle ile anlatayım demesine benzemekte.

Eğer çok fazla motivasyonu yüksek dizilere başladıysanız, müzik listenizi genişletmek ve Instagram’da oyuncuları takip etmek istiyorsanız; güzel bir başlangıç olabilir.  Başarılı bir dram olan dizi, duyguları da iyi aktarabilmiştir.  Güzel bir ilkbahar önerisi olarak başlayabilirsiniz.

İlgili Linkler
Dizi İncelemeleri hulu
Selim Şentürk
Selim Şentürk Sinemecra Yazarı
Tüm Yorumlar0
Scroll Top