Katy Keene 1. Sezon İncelemesi

Katy Keene 1. Sezon İncelemesi

CW kanalının geçen haftalarda 1. sezonunu noktalayıp ara verdiği Katy Keene, New York Masalı dendiğinde akla gelen dizilerden biri oldu. Lucy Hale’in dizide var olması izleme sebeplerimden ilkini oluştursa da kesinlikle müzikal hasretini sonlandıran yeni bir soluk olacağına olan inancım da sebeplerimden kalan paylarımı kaplıyor.  Riverdale yapımcıları, spin off dizi olarak;  Netflix’te yayınlanan “ Chilling Adventures Of Sabrina”’dan sonra ikinci bir kuzen dizisi olan Katy Keene’yi çekti. Riverdale fanlarını heyecanlandıran ekip, fantastik öğelerden sıyrılıp  bir moda müzikaline koşmasıyla, bir idol yaratma yöntemine gitti de denebilir.

Katy Keene adında bir kız, New York’da arkadaşları ile yaşayan; terzilikte oldukça yetenekli bir kızdır. Annesiyle aynı ada sahip olduğu gibi terzilik yeteneğini de ondan almıştır. Lacy’s adında çok köklü  bir mağazada Gloria’nın kızları olarak adlandırdığı alışveriş asistanlarından biridir.  Bir de onu liseden beri koruyan K.O adında bir sevgilisi vardır. Hayatı bir yandan mükemmel giderken, genellikle arkadaşlarına elbise diker. Josie adındaki bir kız, Katy Keene’nin yaşadığı eve yerleşir. Katy, geceleri drag queen sabahları seçmelerde bir türlü rol kapamayan oyuncu Jorge ve müzisyen olma hayalleri kuran Josie aynı evde yaşamaktadır. Bir de resmi olmayan halkla ilişkiler çalışanı diyebilecekleri, onlarla birlikte yaşamayan Pepper adında bir karakter daha vardır. Katy Keene, kariyerinde yükselmek ve tasarımcı olmak ister. Kendini kanıtlaması için çabalara girerken; K.O adındaki sevgilisinden de evlenme teklifi alır. Evlilik korkusu ateşi, noel babanın bacalarını tutkalla kaplar; ondan ayrılmak ister. Kendini kariyerine vermeye çalışan Katy, annesinin sırlarına bir adım daha yaklaşacak; kendi gücünü sorgulayacaktır. Josie ise şans eseri bir sokak şarkıcısı ile şarkı söylerken müzik dünyasında ünlü Cabot ailesinden Alexander Cabot, onu keşfeder. Josie’ye kayıt teklifi ederken aşk dünyasında da listenin başına adını yazdırmıştır.

Müzik yolculuğunda sorunlar çıkan Josie, Alexander Cabot ile olan aşkı ve Alexander’ın üvey kardeşi Alexandra’nın kıskançlık entrikaları içersinde sorunlar yaşar. Pussy Cats grubunu tekrardan kurmak zorunda kalsa da bazı şeyler istediği gibi gitmeyecektir.  Jorge ise eşcinsel bir gençtir ve Katy’nin en yakın arkadaşıdır. Oyunculukta bu durumundan dolayı rol alamasa da geceleri drag queen olarak oldukça seviliyordur. Ailesinden sakladığı sırlar ve aşk dünyasında yaşadığı karmaşalar ile boğuşacaktır. Pepper ise halkla ilişkilerde başarılı olsa da dolandırıcılıkta başarılı olamaz. Peki ya Katy Keene, moda dünyasındaki başarısını kanıtlayıp annesinin hayali olan Parsons’da okuyabilecek midir? Aşk hayatında kralını tanımasa da hayat onu bazı sürprizlerle karşılaştıracaktır. Josie ise alkolik sevgilisi Alex’i hayatında tutup, müziğinde istediği yere gelebilecek mi?

Dizinin senaryosuna baktığımızda, moda dünyasının zorluklarını ve hayalleri konu edinirken her bölümde müzikale yer verilmiş. Dertleri ve mutlulukları dans ederek ve şarkı söyleyerek anlatıyorlar. Bir yandan karakterlerin kendi erdemlerini sorguladığı ve kim olduğunu anlama çabası şeklinde, New York sevdası ve Amerikan rüyası bir makasta birleştirilmeye çalışılmış.

Katy Keene, dizinin oldukça güzel kıyafetlere sahip yaratıcı kişisidir ve diziyi onun gözünden izleriz. Gloria’nın kızlarından biriyken yükselme çabaları ve arkadaş sevgisi onu 2020’lerin Carrie Bradshaw’ı yapıyor. Gerçi erdem anlayışı devreye girdiğinde de Josie’de bir Carie Bradshaw’lık vardır. Karakterler bir teste gönderilse Lacy’sdeki vitrin tasarımcısı, gecelerin drag annesi François, dizinin en Samantha Jones’ı çıkabilir. Katy karakteri aslında her şeyin iyisine sahip olduğunu düşünürken bazı iyilerin kendine ait olmadığını keşfeder ve gerçeklerini bulmaya çalışır. Jorge, drag queen sevdasını ailesinden saklarken, aşk hayatında karmaşalar yaşayacaktır. Josie, ise gizli aşk üçgeninin içinde kendini ve Pussy Cats’i ayakta tutmakta zorlanacaktır.

Bir görsel şölene yer veren dizi, müzikal dünyasında da oldukça başarılıdır. Playlistlerini dinleyebileceğiniz şarkılar oluşturmuştur. Dans şovlarını normal hayatın içine yerleştirmesi büyük müzikal filmlerini hatırlatmaktadır. Bununla beraber, moda dünyasını oldukça renkli göstermektedir. Moda ve müzik hayalleri bir yandan iç içe geçiyor. Karakterlerin kendilerini kanıtlayabileceği, hikayelerini onların bakış açısıyla görebileceğimiz sahnelere yer vermesi, çeşitliliği yeterli derecede sağlıyor. Dizide bir prens karakterini getirmek, farklı bir bakış açısı olduğunu gösterir.  Her karakter, kendine ait bir dünyada; hayallerinin peşinde ve erdemleri ile savaştadır. Alexandra bile, yapay sarı ek saçlara sahip de olsa, kötü biri olarak gözükse de iç dünyasıyla seyirciye kendini affettiriyor.

Siyahi karakterlerin dizide birden fazla olması ırkçılık dünyasında bir gelişme mi oluyor diye sorgulatmıyor değil. Bunu da Josie karakterini Katy Keene ile eşit tutarak gösterdiğini düşünmekteyim.

New York sokaklarında yürüyen her karaktere bir cesaret geliyor. Şehre adım atan ya sihirli kaldırım taşlarında kendi müzik hayallerini gerçekleştiriyor, ya evinde Coco Chanel çizip dikip, iki iyilik yapıp moda dünyasında yer buluyor; ya da itfaiyeciyle aşk yaşıyor; eh geri kalanlara da ağaçtan dökülen elmanın sapı düşüyor.

Eğer müzikalleri özlediyseniz, çokça keyif alabileceğiniz bir yapım arıyorsanız Katy Keene örnek olacak başarılı bir yapım. New York modası hakkında fikirler üretmiş, Sex and The City gibi kendi katologunu yaratmış bir dizi olduğunu söyleyebilirim. Ağır işlerden yorulduysanız, haydi  Katy Keene dünyasında kendinizi bulun.

 

İlgili Linkler
Dizi İncelemeleri
Selim Şentürk
Selim Şentürk Sinemecra Yazarı
Tüm Yorumlar0
Scroll Top