Forhøret (Face to Face) 1. Sezon İncelemesi

Forhøret (Face to Face) 1. Sezon İncelemesi

İskandinav polisiyelerini çok sevdiğimi en başta söylemeliyim. İnsan psikolojisini, diyalogları ve karakter çatışmalarını ABD yapımlarına göre çok daha derin işliyorlar. Daha az bütçeli, daha az prodüksiyonlu yapımlar olsalar da senaryolarını özgün ve kaliteli şekilde hazırlıyorlar bence. Britanya yapımlarına göre de biraz daha ağır tempolu ilerleyen İskandinav polisiyeleri için söyleyebileceğim bir başka belirgin özellik de oyunculukların fazlasıyla başarılı olması. Danish Film Awards’ta 5 adaylığı bulunan Forhøret izlediğim 6 ya da 7. İskandinav yapımı polisiye ve bu dizide diğerlerinden belirgin bir farkla ayrılan bir özellik var; her bölüm bir mekanda geçiyor. “Criminal” mini dizilerini izleyenlerin biraz aşina olabileceği bir teknik ancak burada farklı olarak her bölümde bir olay çözülmüyor, olay akışı kızının ölümünü araştıran Bjorn’ün her bölüm bir mekanda bir ipucunu takip etmesiyle ilerliyor.

Face to Face 8 bölümden oluşan bir mini dizi. Sıradan bir vaka olduğunu düşünerek adli tıptan bilgi alarak güne başlayan polis Bjorn, incelenen genç kadın bedeninin kendi kızı olduğunu fark ediyor ve ufak çapta bir sinir krizi geçirdikten sonra bu ölümü araştırmaya başlıyor. Adli tıp doktoru Frank’in ısrarla intihar olarak değerlendirdiği Christina’nın ölümünü araştırırken Bjorn’un çok yetenekli ve kural tanımaz bir polis olduğunu, kızı için her şeyi yapabilecek bir baba olduğunu ancak çok uzun yıllardır da kızıyla görüşmediğini görüyoruz.

Buradan itibaren spoiler içeren bilgiler yer alacak. 6. bölüme kadar Christina’nın nasıl bir insan olduğu hakkında birçok soruyla izleyiciyi baş başa bırakıyor Forhøret. Bir şekilde yasadışı yollardan zengin olmayı başarmış Christina zaman zaman kurban, zaman zamansa avcı rolünde karşımıza çıkıyor. Hayatında birçok insanın isteyeceği şeyleri elde eden Christina’nın elde ettiği hiçbir şeyden mutlu olmamış ve günün sonunda hep babasını hayatında isteyip de olmamasından kaynaklı bunalım yaşamış bir insan olduğunu gösteren dizi, parayla gelebilecek mutluluğu gerçek anlamda sorgulatıyor. Diğer bir bakış açısıyla Christina sayesinde para kazanan insanların aynı hayat standardını sürdürebilmek için gözlerini kırpmadan neler yapabileceklerini de görüyoruz.

20-25 dakikadan oluşan bölümlerde renkler, dekor, kostümler ve oyunculuklar çok başarılı. Hafta sonu bir dizi maratonuna başlamayı düşünüyorsanız ya da İskandinav polisiyelerini seviyorsanız Forhøret’i kesinlikle tavsiye ederim. TV+ platformunda izlediğim dizinin benzer örneklerini Türkiye’de de görmeyi umuyorum. Bilimkurgu ve fantastik yapımları uyarlamada belirli bir seviyeye ulaşamadığımızı düşünüyorum ancak kaliteli polisiye yapımlar görüyorum. Son yıllarda en belirgin örnek olarak Alef’i gösterebileceğim bu tür yapımları daha fazla izleriz umarım.

İlgili Linkler
Dizi İncelemeleri
Duygu Omay
Duygu Omay Sinemecra Yazarı
Tüm Yorumlar0
Scroll Top